Balkanlardan Parlayan Güneş, Kuzey Makedonya

Değerli HERAN HABER GEZİ Dostları 8 Eylül 1991 yılında bağımsızlığını ilan ettikten sonra Yunanistan’la isim ve bayrağında kullandığı mitolojik Vergina Güneşi nedeniyle kriz yaşayan, uzun görüşmeler sonucunda adının önüne kuzey eklenmesiyle ve bayrağındaki güneş sembolünü revize ederek krize çözüm bulunan Kuzey Makedonya Cumhuriyetine gerçekleştirdiğim gezi güncemi bilgilerinize sunuyorum.

+76
Haber albümü için resme tıklayın

Bu gezilerimi sizlerle paylaşmaktaki amacım; Gezip, gördüğüm yerleri unutmamak, hatıralarımı canlı tutmak adına sadece kendim için değil sizlerle de paylaşmamın faydalı olacağını düşündüm içindir. 

Gezdiğim yerleri abartılı anlatımlarla değil, sade ve bilgi verici nitelikte olmasını tercih ediyorum. Umarım gezdiğim yerler hakkındaki bilgiler tatil planlarınızda sizlere yol gösterici olur.

Keyifli okumalar dileğiyle, Kuzey Makedonya’yı gezmeye başlayalım.

Başkent Üsküp ya da Skopje

Tarihi Üsküp Taşköprü'sü - 1469

1.Gün

Otobüsle Sofya üzerinden Başkent Üsküp’e öğlen saatlerinde giriş yaptık. Rahibe Terasa’ nın müze evinin karşısında bulunan Üsküp Best Western Oteline yerleştik. Neden Rahibe Terasa’nın evi burada diye soranlar için bilgi verelim. Arnavut kökenli Osmanlı Vatandaşı olarak 1910 yılında Üsküp’te doğdu.  Asıl adı Gonca Boyacı dır. Sosyal hizmetler gönüllüsü ve insan hakları aktivisti. Hayırsever faaliyetlerinden ötürü 1979 yılında Nobel Barış Ödülüne layık görüldü. 1997 yılında Hindistan Kalküta’ da vefat etti.

Bize rehberlik yapacak Makedonya’da bıraktığımız aynı zamanda diş hekimliği yapan soydaşımız olan rehberimizle, ilk olarak çok yakın mesafede bulunan devasa Büyük İskender Heykelinin bulunduğu Makedonya Meydanına gittik. Bu meydanda özellikle birçoğu 2012 de dikilen çok sayıda heykeli görünce şaşırmamak elde değil, her bir köşede heykel yerleştirmişler, bunların en önemlisi de 15 metre yüksekliğe sahip Büyük İskender Anıtı.

Büyük İskender Heykeli

Meydanı süsleyen birçok heykele çok fazla para harcanması ülkede krize yol açmış, zamanın iktidarı ilk seçimlerde halk tarafından adeta cezalandırılmış. Rehberimizden meydanda bulunan heykeller hakkında bilgi edindikten sonra, şehri ikiye ayıran Vardar Nehrinde elmas gerdanlık gibi parlayan şehrin simgelerinden 1469 yılında Fatih Sultan Mehmet zamanında yapılmış Taşköprü’yü geçerken Vardar Nehrini ve Üsküp’ü seyredip bol bol fotoğraf çektik.

Üsküp Boğası

Balkanlardaki En Büyük Türk Çarşısı

Üsküp’ün simgesi Tarihi Taşköprü’nün hemen bitiminde başlayan eski şehir merkezi diğer adıyla Türk Çarşısı Balkanlarda bulunan en büyük alanı kapsayan Türk Çarşısı unvanına sahip.

Köprünün giriş kısımlarına dikilen Kril Alfabesini bulan Aziz Kiril ve Metodiy Kardeşlerin ve Büyük İskender’in babası Makedonya Kralı 2. Filip’in heykeli hakkında bilgi aldıktan sonra Tarihi Türk Çarşısı’nın başlangıcına geldik. Çarşının hemen girişinde bulunan 1497 Sadrazam Davut paşa tarafından yapılan bugün Makedonya Ulusal Galerisi olarak kullanılan Davut Paşa Hamamı var. Yine çarşının başlangıcında 1550 yılında Gazi İsa Bey tarafından yaptırılan Kapan Han bulunuyor. 2 katlı yapılan tarihi hanın üst katı imam hatip okulu, alt katı ise lokanta ve kafeterya olarak hizmet veriyor.

Balkanların En Büyük Türk Çarşısı

Türk Çarşısının sokaklarında ilerledikçe Anadolu’daki bir şehrin çarşısındaymışsınız hislerine kapılmak hoş bir duygu. Çarşının ortasına denk gelen 5 asırlık çınar ağacının etrafında bulunan lokanta ve kafelerde Makedon mutfağının gözdeleri olan Tavche Grevce, Kuru fasulye üzerinde köftesiyle servis edilen güveçte kuru fasulyeli köfte ve Trileçe tatlısını tadabilirsiniz. Çınarın biraz aşağısında bulunan Türk Çarşısının tam merkezinde bulunan 1463 yılında Şahinoğlu Murat Paşa tarafından inşa edilen Murat Paşa Cami açıldığından beri Türkçe vaaz verilen tek cami olma özelliğini koruyor. Kuzey Makedonya’da bazı camilerde ezan okunmasına izin veriliyor. Müslüman çoğunluğun yaşadığı bu bölge her hali ile bizden bir parça görünümünde.

Eski Üsküp'te Bulunan Murat Paşa Cami - 1463

Gün batımına kadar tarih kokan Türk Çarşısı’nın sokaklarını gezdikten sonra Hristiyan nüfusun yoğun olduğu kısım olan otelimizin de olduğu yeni Üsküp’e doğru geldiğimiz yoldan geri döndük. Makedonya meydanının başlangıç kısmında bulunan Makedonya Takı anıtıyla hatıra fotoğrafları çekildikten sonra otele giriş yaptık. Yorucu bir günün ardından ertesi güne daha enerjik uyanmak için odalarımıza dinlenmeye çekildik.

2.Gün

Çok güzel bir güne uyandığımız ilk Makedonya sabahımızda, unutulmayacak anılar biriktireceğimiz dakikaları kaçırmamak için hızlı bir kahvaltıdan sonra otelden çıkış yaparak Makedonya’da görülmesi gereken yerlerin başında bulunan manzarasıyla adeta büyüleyen Matka Kanyonuna doğru yola çıktık.

Yapay Cennet Matka Kanyonu

Adından da anlaşıldığı gibi insanoğlu tarafından oluşturulan baraj zamanla ülkenin en çok turist çeken tabiat parkı haline gelmiş. Matka Kanyonu Üsküp şehir merkezine 20 km mesafede, Vardar ile Treska Nehirlerinin buluştuğu noktada yer alıyor. Bölgede 1930’da baraj çalışmaları nedeniyle yapay olarak Matka Gölü oluşturulmuş. Gölde tekne turları, kano kiralama yapılıyor. Yerel halk ve turistler yüzmek için bu göle geliyor.

Kanyonda 6 kilometrelik bir yürüyüş parkuru var. Kanyon boyunca orta çağdan kalma kilise ve manastırlar bulunuyor. Kanyonun girişinde St. Andrew Kilisesini göreceksiniz. Kanyona hâkim tepede ise St. Nikola Manastırı yer alıyor.

Matka Kanyonu içerisinde uzunluğu 20 ile 176metre arasında değişen 10 mağara bulunuyor. Mağaraların içinde en ünlüsü Vrelo Mağarasıymış, burası Dünyanın en derin yer altı su mağaralarından biriymiş.

Kanyondaki Matka Gölünün kenarında bulunan Kafe ve Restoranda doğayla iç içe büyüleyici manzara eşliğinde keyifli dakikalar geçirebilirsiniz.

Yaklaşık 2 saatimizi ayırdığımız Matka Kanyonundan ayrılarak 35 km mesafede bulunan bizim Kalkandelen dediğimiz, Tetova şehrine hareket ettik.

Kalkanları delen Tetova 

Tetova Kuzey Makedonya’nın kuzeybatısında, Şar Dağları’nın eteklerine kurulu olup Pena Nehri kenarındadır. Başkent Üsküp ve Manastır'dan sonra ülkenin üçüncü büyük şehridir.

1382 yılında Osmanlı egemenliğine girdikten sonra kentin kaderi değişmiş. Zaman içeresinde önemli bir askeri üs olmuştur. Kalkandelen ismini kalkanları delen ok uçları imalathanelerden almıştır.

Nüfusunun %80 Arnavutlardan oluşan Kalkandelen de kuyumculuk sektörü gelişmiş. Şehir merkezinde çok sayıda bulunan kuyumcular dikkatinizi çekecektir. Şehir merkezini otobüsle turladıktan sonra ilk durağımız İslam Dünyasında eşi benzeri olmayan iç ve dış duvarlarında bir karış yeri boş bırakılmadan sanat eserleriyle süslü eşsiz Alaca Cami oldu.

Çeyiz Gibi Sanat Eseri Alaca Cami

Alaca Cami ilk olarak 1438 yılında iki kız kardeş olan Mensure ve Hurşide Hanımların mali desteğiyle yapılmış. Caminin yapılış hikâyesi oldukça hüzünlü dinlediğinizde etkilenmemek elde değil. 

Bu iki kız kardeşin sevdalandığı iki delikanlı var. Yuva kurma hazırlıkları yaparken askere çağrılan delikanlılar katıldıkları savaşta şehit düşüyorlar. Bu duruma çok üzülen kız kardeşler, biz size sevdalandık, söz verdik, artık kimseye varmayız diyerek O gün’e kadar hazırladıkları çeyizleri satarak kazandıkları bu parayla Alaca Camini yapmaya karar veriyorlar. Caminin her bir köşesinde bu hanımların çeyizlerine atfen yapılmış süsleme ve resimler yer alıyor.

Cami 1830 da çıkan yangında büyük zarar görüyor. Zamanın valisi Abdurrahman Paşa aslına uygun olarak yeniden yaptırıyor. Caminin avlusunda bulunan paşanın ve kız kardeşlerin türbeleri bu dönemde yapılıyor.Bu yangında sıradışı bir olay yaşanıyor caminin içerisindeki süslemelerin  tamamı zarar görürken minberin sağ tarafında bulunan duvara yapılan Kabe-i Muazzama'nın resmine hiç bir şey olmuyor. Caminin içerisindeki tek orijinal resim olarak günümüze gelebilmiş.  

Cami Yangınında Alev ve Dumanların Zarar Vermediği Kabetullah Süslemesi

Alaca Caminin dış cephesi seccade gibi dikdörtgenlere bölünmüş ve ebruya benzer desenlerle süslenmiş. Caminin dış kısmı, iç kısmı yanında çok sade kalıyor. İç kısımda çiçek motifleri, Kuran’da geçen Peygamber isimleri, Sahabe isimleri ile dolu. Tavanla duvarın kesiştiği alanlar, boydan boya manzara ve bina resmiyle süslenmiş. Resimlerde neler yok ki? Deniz kenarında kaleler, şatolar, kayıklar, yelkenliler, ağaçların içinde binalar ve dağlar ustaca sıralanmış. Kubbe altındaki yarım küre içinde ise çiçekler, binalar ve minareli bir camiden oluşan on iki tane resim var.

Caminin imamı Türkçe bilen Arnavutlardan, bize caminin özellikleri hakkında detaylı bilgi verdikten bizleri burada unutmayın, gelip ziyaret edin, bu emanetlere sahip çıkın, Anadolu’daki kardeşlerimize selamlarımızı iletin dedi. Oldukça etkilendiğimiz camiden ayrılasımız gelmese de, Kalkandelen’in sembollerinden olan Kanuni Sultan Süleyman döneminden beri varlığını sürdüren Balkan Coğrafyasının yaşayan dergâhlarından olan Sersem Ali Baba Bektaşi Tekkesine gitme vaktimiz gelmişti.

Neden Sersem Denilmiş?

Sersem Ali Baba ya da Harabati Baba Tekkesi Makedonya’daki pek çok Bektaşi’nin dini merkezi.  Türkiye’deki özellikle Arnavut kökenli Babaganlar kolunun mukaddes yerlerinden biri olan tekkenin yapım tarihi 1526. Temellerini, Anadolu’dan Balkanlara gelen Sersem Ali Baba atmış.

Sersem Ali Baba Kanuni Sultan Süleyman’ın ilk eşi Mahidevran Sultanın erkek kardeşi Vezir Server Ali Paşa’ymış.

Ali Paşa tüm yetkilerini bırakıp derviş olmaya karar vererek burada tekkenin temellerini atıyor. Makamını, zenginliği bırakıp derviş olmaya karar vermesi sonrasında yöre halkının kendisine sersem lakabını takmasına sebep oluyor.

Tekkenin Bahçesindeki Şadırvanı 

Sersem Ali Baba öldükten sonra tekkenin ikinci kurucusu Harabati Baba olmuş. 16’ncı yüzyılda Malatya’dan Kalkandelen’e gelen Harabati Baba tekkeyi genişleterek bir dergâh haline sokmuş. Yıllar boyu buradan Balkanlara hem Bektaşiliğin Babagan kolu yayılmış, hem dervişler yetiştirilmiş hem de dergâhın geniş arazisinde tarım ve hayvancılık yapılmış.

Sersem Ali Baba Bektaşi Dergahı - 16. YY Kanuni Sultan Süleyman Dönemi

Harabati Baba Tekkesi çeşitli yapılardan oluşan bir tarikat külliyesidir.  26700 m2'lik bir alana kurulan külliye, 3 m yüksekliğinde mazgallı duvarlarla çevrili.

Avlunun içeresinde bulunan yapılar hala orijinalliğini korumakla birlikte ivedilikle Dünya mirası listesine alınması gereken eserlerdir. Tekkede gezerken 15.YY’da yaşıyormuşsunuz hissine kapılıyorsunuz. Kültür turizmini sevenlerin Makedonya’ya gitme gerekçesi tek başına Alaca Cami ve Harabati Baba Tekkesini görmek olabilir.

Harabati Baba Bektaşi Tekkesi Dervişlerinden Abdulmüttalip Bekiri 

Alaca Cami ve Sersem Ali Baba yada Harabati Baba Tekkesinin manevi havasından kopmak inanın zor oluyor. Kalkandelen de dolu dolu 3 saat geçirdikten eskilerin söyleyişi ile yola revan oluyoruz. Sırada dondurma ve sütlü tatlılardan bahsedilince akla ilk gelen şehir Gostivar var.

Gostivar Şehir Merkezi

Tatlıcılığın Başkenti Gostivar

25 km yolculuktan sonra şehre girdik. Programımızda olmadığı için şehir merkezinde otobüsümüzle tur atarak şehir ve yaşam hakkında fikir edinmeye çalıştık. Gostivar’ın anlamı misafirperver demekmiş. Nüfusunun %70 ‘ni Müslümanların oluşturduğu şehirde etnik köken olarak en fazla Arnavut bulunuyormuş. Türkler Makedonlardan sonra 3.Nüfus yoğunluğuna sahip. Ünlü Şar Dağlarını ve Vardar Nehrinin kaynak bölgesini sınırları içerisine bulunduran Gostivar’ın göze çarpan diğer bir özelliği de ise tüm Avrupa’ya yayılmış tatlıcı ustalarının yetiştiği merkez olması.

Türkiye’de de dondurmacı, pastacı, tatlıcı sektörünün gelişmesini sağlayan Makedonya’nın Gostivar şehrinden gelen muhacirlerin büyük katkısı vardır.

Gostivar merkezinde bulunan şehrin sembolü olan 1566 tarihinde yapılmış Osmanlının ilk inşa ettiği saat kulelerinden olan tarihi saat kulesi orijinalliği fazla bozulmadan günümüze gelebilmiştir.

Kısa süren bir şehir turundan sonra Gostivardan ayrılarak konaklayacağımız Balkan coğrafyasının en güzel bölgelerinin başında gelen Ohri’ ye doğru yola çıktık. 110 km süren yolculuğun sonunda akşam üzeri Ohri Gölünün kenarında bulunan 4 yıldızlı Milenium Oteline giriş yaptık.

Uzun ve yorucu bir programdan sonra herkes hotelde dinlenmeyi hak etmişti. Akşam yemeğinin sonrasında tüm grup otelde düzenlenen Makedon gecesine doyasıya eğlenerek günün yorgunluğunu attı.

3.Gün

UNESCO Dünya Mirası listesinde bulunan Ohri Gölü manzarasıyla güne merhaba demek keyif verici. Bugün gölle birlikte UNESCO Dünya Kültür Mirası kabul edilen Balkanların incisi Ohri şehrinin güzelliklerini keşfedeceğiz.

UNESCO Dünya Mirası Ohri Gölü - 1979

Kril Alfabesinin Doğduğu 365 kiliseli Şehir Ohri 

Hani bazı yerler için anlatılmaz yaşanır derler ya Ohri’de böyle bir yer işte. 527 yıl Osmanlı egemenliğinde kalan şehrin her noktasında bunu görebiliyorsunuz. Osmanlı zamanından kalan evleriyle Safranbolu’nun bir benzeri adeta. Kril Alfabesini bulan Aziz Kyrillos ve Aziz Methodios kardeşler uzun yıllar burada yaşayarak Slavların Hıristiyan olmasında büyük katkıları olmuş. Bu nedenle Slavlar için Ohri önemli bir dini merkezdir. Zamanında her günü bir kilisenin temsil etmesi düşüncesiyle şehirde 365 kilise yapılmış bugün bu sayı 40 civarındaymış.

Bize Ohri de rehberlik yapacak bu aziz topraklarda hatıra olarak bıraktığımız soydaşımız Makedonya’da coğrafya öğretmenliği yapan Mustafa Taip kardeşimizle Kril Kardeşlerin heykellerinin önünde buluştuk.

Rehberimiz Makedonya vatandaşı Evlad-ı Fatihan Mustafa Taip kardeşim her zaman gönlümüzdesiniz. Sizler Balkanlarda kaybedilmiş topraklarımızın aziz hatıralarısınız. Ayağınıza taş değmesin.

Şehir hakkında kısaca bilgi verdikten sonra bizi eski kâğıt yapma tekniğiyle üretim yapan bir atölyeye götürdü. Burada nasıl doğal yollarla kâğıt üretildiği uygulamalı anlatıldı. Atölyede matbaa makinasını icat eden Gutenberg’in kullandığı makinanın bir replikasını da inceleme fırsatımız oldu.

Ohri’nin En Güzel Manzarası Kalesinden Seyredilir

Arnavut kaldırımlı dar sokaklardan geçerek Ohri kalesi yolu üzerinde bulunan antik tiyatroda mola verdik. Rehberimiz Mustafa antik tiyatro ile ilgili oldukça bilgilendirici bilgiler paylaştı. MÖ 200 yılında Romalılar tarafından inşa edilmiş, günümüzde kültürel etkinliklere konserlere ev sahipliği yapıyor. Dinlenmemiz bittikten sonra Ohri’nin en yüksek tepesinde bulunan Bulgar Kralı Samuel tarafından yaptırılan kaleye doğru yürüyüşe geçtik.

Arnavut kaldırımlarından yürüyerek 790 m rakımlı bir yüksekliğe tırmanmak hele sıcak günlerde hiçte kolay değil. Zaman alsa da rotamızdaki ana hedef olan Ohri Kalesine vardık. Kaleye giriş ücretli fakat makul bir fiyatı var. Kalenin içinde yapı topluluğu yok küçük bir kale sayılır. Surlarından harika Ohri Gölünün manzarası insanı etkiliyor. Bol bol fotoğraf çekerek bu anları dondurmanız gerekiyor. Bizde öyle yaptık.

Ohri’nin Klişeleşmiş Manzarası St. Yuhanna Manzaralı Göl

Kaleden Ohri Gölü manzarasıyla klasikleşmiş olan Aziz Yuhanna Kilisesine doğru inişe başladık, Kilise Kaneo sahiline hâkim bir kayalığın üzerine yapılmış. Sıra dışı bir hikâyesi var;  

Bölge Osmanlı hâkimiyetindeyken Ortodoks bir kıza âşık olan Osmanlı Paşası kızın evlilik teklifini ancak Ohri’de bir kilise yaptırması şartıyla kabul edeceğini iletmiş. Sözünü yerine getiren paşa muradına ermiş. Lakin bir Müslüman tarafından yaptırılan kilisede vaftiz olmaz diye fetva veren papazların etkisiyle kilisede kısıtlı ibadetler yerine getiriliyormuş.

Bu ilginç bilgiyi de aktardıktan sonra dikkatlice Kaneo sahiline indik. Kuzey Makedonya’nın deniz kıyısı olmadığı için Ohri Gölü bu vazifeyi üslenmiş konumda,  gölün etrafında birçok beach club ve turistik tesis var.

Ohri’nin Aya Sofya’sı

Gölün etrafında ahşaptan yapılan yürüme yollarıyla Ohri’de bulunan tarihi St. Sophia Kilisesine vardık. Bu kilise 10. YY da Bulgarlar tarafından yapıldığı düşünülüyor. Kilisenin içini gezmek ücretli. Freskleriyle ünlü. Osmanlılar fethettikleri şehirlerin en büyük kilisesini camiye çevirerek diğer kiliselere dokunmuyorlarmış. Ohri fethedildiğinde bu kiliseye minare ekleyerek camiye çevrilmiş, duvarlarındaki freskler sıvayla örtüldüğü için günümüze kadar gelebilmiş.

Ayasofya Kilisesinin avlusunda kafeterya mevcut, bahçedeki peyzaj çalışmaları dikkat çekiyor. Kiliseden tekrar ilk buluşma noktasına ilerlerken gördüğümüz kalpli Ohri hatıra yazısının önünde tüm grup bol bol fotoğraf çekildik.

Ohri İncisinin Sırrı

Zemini kare renkli granit mermerlerle kaplı olan Ohrid Çarşısındaki özellikle hediyelik Ohri İncisinden yapılan mağazaların ışıltısı göz kamaştırıyor. Sadece Ohri Gölünde yaşayan Paşita isimli bir balığın pullarından elde edilen sıvıyla Ohrid İncisine yoğun talep var.

Ohri incisini yapımında kullanılan özel karışımın formülünü sadece Ohride  2 ailenin erkek çocuklarına öğretiyorlarmış, bu geleneksel sanatı bilen 2 aileden birisi Türklerdenmiş.  Ohri incilerinin ham maddesi sedeftir, üzerine bir sıvı sürülür. Bu sıvı Ohri Gölü'nde bulunan bir tür alabalık olan Paşita balığının pullarından elde ediliyor. Elde edilen sıvı sedefin üzerine uygulanır. Sonra parlak bir hal alır. Elde edilen ürün Ohri incisi olarak adlandırılıyor. Özellikle beyaz, siyah ve pembe renklerde üretilen takılar turistlerden fazla rağbet görüyor.

650 Yıllık Çınar

Mağazaların olduğu çarşıda Çınar Meydanına gelmeden önce Türkiye Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilen 1573 yaptırılan Ali Paşa Camisini göreceksiniz. Özellikle cami akşam ışıklandırmasıyla inci şehri lakaplı kentte inci gibi parlıyor.

Ali Paşa Camisinin biraz ilerisinde tarihi şehir meydanında bulunan Osmanlı Çınar’ının 650 yaşında olduğu tespit edilmiş. Çınara 3 kez yıldırım çarpması nedeniyle ağır hasar alsa da hayata tutunmaya devam ediyor.

Vkusno kebapçı Salim Usta -Türk Çarşısı 

İstanbul Çay Ocağı - Türk Çarşısı

Çınarın solundan giden caddeye Türk Çarşısı deniliyor. Makedonya Vatandaşları soydaşlarımız tarafından işletilen Türk Lokantaları ve kahveler var. Bunların içerisinde Makedon lezzetlerini tadabileceğiniz Vkusno kebapçı Salim Usta ve İstanbul Çay Ocağını tavsiye ederim.

Ohri Pir Mehmet Hayati Halveti Tekkesi - 1720

Tekkede Korunan Osmanlı Sancağı

Halveti Tekkesi Çınarın hemen karşısında 16.YY. yaptırılan Zeynel Abidin Paşa Cami ve Balkanlarda az sayıda mevcudiyetini koruyan Halveti Tekkesi var. Tekkeyi Horasandan gelip Ohri’ye yerleşen Mehmet Hayati Hazretleri 1720 senesinde kurar. Halveti Tarikatının Hayatiye kolu bugüne kadar tekkede kesintisiz öğretilerine devam etmektedir. Her Sabah Namazı sonrası ve Cuma Namazı sonrası zikir halkası oluşturulmaya devam ediliyormuş. Tekkenin avlusunda başta Mehmet Hayati Hazretlerinin türbesi olmak üzere birçok Osmanlı kabirleri bulunuyor. Ohri’ye gittiğinizde birçok devlet adamının da ziyaret ettiği Dergâhı ziyaret etmenizi tavsiye ederim.

Tekkeyi ziyaret ettikten sonra göl kenarındaki otelimize geri dönüp oteldeki akşam yemeğine katılıp günü sonlandırdık.

4.Gün

Sabah kahvaltısından sonra harika bir güne başlamanın heyecanıyla adımlarımı hızlıca atarak Ohri İskelesinde bizi bekleyen tekneye ulaştık. Bu günkü programımızda Dünya Kültür Mirası listesinde bulunan Ohri Gölünden tekneyle Müslümanların Sarı Saltuk dediği Aziz Naum Manastırı ve yanında bulunan su kaynaklarını ziyaret etmek var.

Yaz aylarında ortalama 10 EU ücret vererek gün boyu tekne turlarına katılabilirsiniz. Ohri Gölü Avrupa’nın en derin gölü olmasının yanı sıra 3 yılda kendi kendini yenileme özelliğine sahip. Çıplak gözle 21 metre derinliği görebileceğiniz berraklığa sahipmiş.

Bones Körfezindeki 1000 Yıllık Su Üstü Yaşam Alanı 

Kemikler Körfezi

45 dakika süren tekne yolculuğu sonrasında içerisinde sualtı müzesini de bulunduran Bones Körfezindeki antik zamanda insanların gölün üstüne kurdukları yerleşim yerlerinin canlandırması olan su üstü evlerini ve yanındaki müzeyi ziyaret ettik. Bones Körfezi, yeraltı arkeolojik alanına tüplü dalışlar yapabileceğiniz bir yer ve Ohri’deki en popüler destinasyonlardan biri. Aziz Naum Manastırına gitmek için tekrar tekneyle yolumuza devam ettik

St.Naum Manastırı

Gölün kenarında yüksekçe bir kayalığa 905 yılında Aziz Naum tarafından kurulmuş Aziz Naum’un kabri manastır içindeki kilisede bulunuyor. Müslümanların Saru Saltuk dedikleri Aziz Naum Manastırı Ohri’nin en güzel manzaralı yerinde konuşlanmış. Ohri’ye 30 km mesafedeki manastır aynı zamanda Arnavutluk sınırına 600 m mesafede bulunuyor. Manastırın bahçesi adeta botanik park görünümünde çok bakımlı ve yeşilin her tonu var. Bahçesinde Tavus kuşları serbestçe dolaşıyor. Keyifleri geldiğinde kuyruklarını açarak tüm güzelliklerini ziyaretçilere sergiliyorlar.

Aziz Naum  Manastırının Simgesi Tavus kuşları

Kara Dirim Havzası

Manastırın hemen aşağısında bulunan Kara Drim Nehrinin göle döküldüğü alan görülmesi gereken adeta cennetten bir köşe. Koruma altında olan doğa harikası havzayı motorsuz kürekle çekilen kayıklarla gezebiliyorsunuz. Suyun çok berrak olması akvaryum etkisi oluşturuyor. Su altındaki bitkileri, balık ve canlıları ayna berraklığında görebiliyorsunuz.

Havzanın içinde bulunan küçük adacık üzerine kurulu Ostrovo Restoran’ın ambiyansı çok etkileyici. Burada vakit geçirmenizin ısrarcısı olurum. Havzanın hemen yanında bulunan turistik hediyelik ürünler satan kulübelerden farklı Ohrid hatıraları alabilirsiniz.

St Naum Kara Drim Parkında 7 nolu Hediyelik Eşya Dükkanını İşleten  Soydaşlarımız Nebi Ailesi 

Manastırdan Ohri Gölü

St. Naum’da verilen 2 saatlik sürenin sonunda,  geldiğimiz tur teknesiyle Ohri iskelesine geri döndük. Meydanda bekleyen otobüsümüze binerek Ohri Gölünün kenarında kurulan diğer Makedon şehri olan Struga’ya hareket ettik.

Şiirin Başkenti Struga

Kentte 1962’den beri Uluslararası Struga Şiir Akşamları Festivali yapılıyor. Bu festival dünyanın en önemli şiir etkinlikleri arasında sayılıyor. Ünlü şairimiz Fazıl Hüsnü Dağlarca da 1969 yılında bu festivalde verilen ödüle layık görülmüş.

Kara Dirim Nehri şehrin ortasından geçerek Ohri’nin serin sularıyla buluşuyor. Kentin plajları ülke çapında büyük rağbet görüyor.

Struga’da otobüsümüzden inmeden rehberimiz Mustafa’nın eşliğinde turlayarak Ohri’ye geri döndük. Gece geç saatlere kadar Ohri Çarşısındaki meydanda 1961 yılından beri düzenlenen Uluslararası Ohri Yaz festivalinde sahne alan ekiplerin performanslarını izledik, program bitiminde son gecemizi konaklayacağımız otelimize geri döndük.

5.Gün

Ohri’den ayrılmadan bize Makedonya gezimiz boyunca programlarımızı düzenleyen rehberlik hizmetleri veren bu topraklarda bıraktığımız aziz hatıralarımızdan olan Serenity Travel’in Genel Müdürü Yıldız Nebi hanım, yerel rehberimiz Mustafa Taip ve kısa zamanda gönül bağı kurduğumuz otel personeliyle vedalaşma sırasında duygusal anlar yaşadık.

Ohri Yaz Festivallerinin Organizatörü Serenity Travel Genel Müdürü Yıldız Nebi 

Genç Mustafa’ya Büyük Komutan Olması Yolunu Açan Manastır

Makedonya gezimizin son durağı olan Makedonya’nın 2. Büyük kenti konumunda olan onların Bitola dedikleri Manastır şehrine doğru yola çıktık. Ohri’ye 70 km mesafedeki Manastırdaki ilk durağımız Gazi Mustafa Kemal Paşamızın yenilmez komutan olmasının ilk temellerinin atıldığı Manastır Askeri İdadisi (oldu.

Manastır Askeri İdadisi (Lisesi)

Ulu Önderimizin 1896-98 yılları arasında eğitim gördüğü okul günümüzde Manastır Etnografya Müzesi olarak kapılarını ziyaretçilerine açıyor. Okul binasının üst katında Türkiye Cumhuriyetinin katkılarıyla oluşturulan Atatürk salonunda Atamızın o dönemdeki kullandığı üniformalar, okul kıyafetli heykeli, Türkiye’den gönderilen özel eşya ve tabloları sergileniyor. Binayı ziyaret sonrasında giriş kapısının önünde topluca fotoğraf çekildik.

Askeri Öğrenci Üniformasıyla Tasvir Edilen Mustafa Kemal Atatürk

Otobüsle Manastır’ın ana caddelerini turladıktan sonra Yunanistan’a giriş yapacağımız Mezitli Sınır Kapısına doğru hareket ettik. Tamamlanan işlemlerin sonrasında Niki Sınır Kapısından Yunanistan’a giriş yaptık. 185 km mesafedeki Selanik’e doğru hareket ettik.

1881 Yılında Atatürk'ün Doğduğu Müze Ev 

Yunanistan'ın Makedonya coğrafi bölgesinin başkenti olan Selanik, Balkan coğrafyasının en önemli tarihi, kültürel ve ticari merkezlerinden biri olarak günümüzde de statükosunu korumaya devam ediyor.

Selanik’teki ilk durağımız ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün doğduğu evi ziyaret etmek oldu. Türkiye Cumhuriyeti Selanik Başkonsolosluğu’yla yan yana olan müze eve giriş ücretsiz. Evin hemen karşısında bulunan kafelerde Türk çayı ve kahvesi içebilirsiniz.

Selanik Şehrinin Ana Simgesi Beyaz Kule - 16.YY Osmanlı Eseri

Zongolopoulos Şemsiyeleri - 1995

Selanik’teki 2. Durağımız Selanik şehrinin sembolü olan Kanuni zamanında yaptırılan Beyaz Kule oldu. Günümüzde müze olarak kullanılan kuleye ziyaret ücretli. Kulenin önünde bol bol hatıra fotoğrafları çekildikten sonra kulenin biraz ilerisinde bulunan Büyük İskender Parkındaki Büyük İskender’in heykelini ve Selanik’in diğer sembollerinden olan Yunanlı ünlü heykeltıraş George Zongolopoulos  anıtını gördükten sonra Kavala ‘ya doğru yola çıkıyoruz.

Kurabiyesiyle Ünlü Kavala

Selanik’e 150 km mesafedeki Kavala ’ya 2 saatlik bir yolculuktan sonra vardık. Limanın girişinde kafileyi  otobüsten indirdik. Kavala’ da ilk görülmesi gereken kale içeresine kurulmuş Panagia dedikleri eski şehir bölgesidir. Kuzey Yunanistan’ın en güzel turistik şehri olan Kavala 525 yıl Osmanlı hâkimiyetinde kalması nedeniyle kenteki bir çok eserden çok azı günümüze ulaşabilmiş. Kale bölgesine giderken karşınıza ilk 1530 yılında Sadrazam Pargalı Damat İbrahim Paşa tarafından yaptırılan cami çıkıyor. Cami günümüzde kiliseye dönüştürülerek Aziz Nikolai adını almış. Hemen caddenin sonunda Kavala’nın sembollerinden Yunanlıların Kamaras dedikleri yine Kanuni döneminde yaptırılmış Fatih Saraçhanede bulunan Bozdoğan Kemerinin bir benzeri su kemerlerinin muhteşem görüntüsüyle karşılaşıyorsunuz.

Kavala Su Kemeri - 16. YY Kanuni Sultan Süleyman Dönemi

Ahşap Osmanlı Evleri

Osmanlıyı Hatırlatan Panagia

Eski şehir Panagia ya doğru yokuş çıkarken etrafınızda Osmanlıdan kalan bakımlı birçok cumbalı ev göreceksiniz. Renkli sıvalarla kaplanmış evler adeta doğal bir çekim platosunu andırıyor. Biraz düzlüğe çıktığınızda sol tarafta Osmanlı Devleti adına Mısırda valilik yapmış Kavala doğumlu Mehmet Ali Paşa’nın yaptırdığı İmaret var.

Günümüzde İmaret  5 yıldızlı otel olarak işletiliyor. İmaretin karşısındaki Yunan lokantalarında harika deniz ürünlerinin tadına bakabilirsiniz, sevdiklerinize Kavala Kurabiyesi alabilirsiniz.

İmaretin karşısında bulunan Chef Konstandinos Kurabiyecisinden taze ve lezzetli Kavala Kurabiyesi almayı unutmayın. Konstas Şefin kurabiyeleri aralarında Ankara'nında bulunduğu Uluslararası gastronomi yarışmalarından ödüllü. Dükkandaki Türkçe yazılardan da anlayacağınız gibi Konsta Usta Türk Dostu.

İmaretten yukarıya doğru ilerlemeye devam ettiğinizde son nokta olarak Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın doğduğu evi ve adına dikilmiş atıyla tasvir edilen heykelini göreceksiniz.

Yunanlıların Heykelini Diktiği Osmanlı Paşası

Günümüzde müze olarak kullanılan evin bahçesinde Mehmet Ali Paşa’nın ve annesinin kabri bulunuyor. Müzeye giriş ücretli Yunanlıların Mehmet Ali Paşa’ya olan bu ilgileri sadece Kavalalı ünlü bir şahsiyet olmasından kaynaklanmıyor. En önemli etken Osmanlıya isyan etmesi ve birçok kez savaşarak zarar vermesi.

Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın Müze Evi 

Mehmet Ali Paşa heykelinin önünde Panagia’nın son noktalarından birisi olan Ekklisia Kimisi Kilisesi bulunuyor.

Heykelin bulunduğu alandan Taşöz Adası manzarası fonunda anı fotoğraflarımızı çektikten sonra eski şehir bölgesinin her sokağında döşeli olan Arnavut kaldırımı taşlarında yürüyerek otobüsten indiğimiz noktaya yürüdük. Gün batımı eşliğinde Kuzey Yunanistan’ın en güzel şehri Kavala dan gönlümüz orada kalarak ayrıldık.

Gece yarısına doğru otobüsümüz Yunanistan’ın Türkiye sınır kapısı olan Kipi ’ye vardık. Yunan Duty Free Shop’ undan alışveriş molasını tamamladıktan sonra İpsala sınır kapısından Türkiye’ye giriş yaptık.

5 gece 6 gün süren Bulgaristan ve Yunanistan transit geçişli Kuzey Makedonya gezisi unutamayacağımız anılarla hafızamızdaki yerini aldı. Belki bir gün birlikte gideriz bellimi olur çünkü: 'Hayatta HERAN Her şey Olabilir'

Yeni Gezilerde buluşmak üzere #HERAN GEZİ ile kalın.

Metin & Foto: Mükremin Özkaya (Copy Right) 

# selanik, osmanlı, istanbul, heran, sofya, Bulgaristan, tarih, mitolojik Vergina Güneşi, Kuzey Makedonya, Üsküp, Skopje, Rahibe Terasa, Üsküp Best Western Oteli, Büyük İskender Anıtı, Vardar Nehr, Üsküp Taş Köprü, Kril Alfabesi, Aziz Kiril Metodiy kardeşler, 1497 Sadrazam Davut paşa, Makedonya Kralı 2. Filip, Makedonya Ulusal Galerisi, 1550 Gazi İsa Bey Üsküp Kapan Han, Tavche Grevce, Trileçe, 1463 yılında Şahinoğlu Murat Paşa Cami, Makedonya Takı, Matka Kanyonu Üsküp, Treska nehri, matka St. Andrew Kilisesi, St. Nikola Manastırı, Şar Dağları, Pena Nehr, dergah, türk, alaca cami, harabati baba tekkesi, kalkandelen, tetova, sersem ali baba tekkesi, arnavut, makedon, Mensure ve Hurşide kardeşler, kalkandelen valisi Abdurrahman Paşa, , kanuni sultan süleyman, kanuni, bektaşi, mahideevran, vezir server ali paşa, babagan, gostivar, UNESCO, Aziz Kyrillos, Aziz Methodios, slavlar, gutenberg, ohri kalesi, ohrid, ohri, Aziz Yuhanna, kaneo, ohri incisi, ohri inci, paşita balığı, ohri ali paşa cami, Vkusno kebapçı Salim Usta, ohri istanbul çay ocağı, ohri Zeynel Abidin Paşa Cami, mehmet hayati halveti tekkesi, sarı saltuk, aziz naum, st.naum, aziz naum manastırı, kara drim, ostorova restoran, struga, Uluslararası Ohri Yaz festivali, Struga Şiir Akşamları Festivali, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Yıldız Nebi, Serenity Travel, Mustafa Taip, bitola, manastır askeri idadisi, makedonya mezitli sınır kapısı, yunanistan niki sınır kapısı, gazi mustafa kemal atatürk, Türkiye Cumhuriyeti Selanik Başkonsolosluğu, Zongolopoulos Şemsiyeleri, Büyük İskender Parkı, selanik beyaz kule, kavala, panagia, kavala kurabiyesi, Sadrazam Pargalı Damat İbrahim Paşa, kavala kamaras, kavala Aziz Nikolai Kilisesi, Bozdoğan Kemeri, kavala imaret, kavalalı mehmet ali paşa, kavala Ekklisia Kimisi Kilisesi, Taşöz Adası, ipsala, heran haber gezi, heran gezi, Mükremin özkaya, Chef Konstandinos

28 Ağu 2021 - 15:15 - Turizm

Muhabir Mükremin Özkaya


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Heran Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Heran Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Heran Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Heran Haber değil haberi geçen ajanstır.

01

Bayram Kaya - Cok istifadeli, Süper olmuş.. Emeğinize ve elinize sağlık..

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 29 Ağustos 12:20


İstanbul Markaları

Heran Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (216) 392 45 85
Reklam bilgi