Akdeniz Güneşi İzinde Güney Avrupa

Değerli HERAN HABER okuyucuları Dünyamızı Pandemi esir almadan özellikle Avrupa’da birçok ülkeyi sizde benimle sosyal medya paylaşımlarımla gezmiştik. Geçen yılın başında başlayan hala günümüzde de etkisini sürdüren Covid-19 nedeniyle gezilerimize zorunlu ara vermiştik.

TÜRKİYE
YUNANİSTAN
+69
Haber albümü için resme tıklayın

Bazı dostlarımız arayıp tekrar gezilerimin ne zaman başlayacağını soruyorlar. Kendilerine yurtdışı için en iyi ihtimalin 2022 yılı olduğunu belirtiyorum. Çünkü yurtdışında otobüsle birçok ülkeye seyahat ediyoruz. Her ülkenin farklı uygulamaları var. Can sıkıcı durumlarla karşılaşmamak için en doğru zaman Pandeminin etkisini yitirdiği tarihler olacaktır diyoruz.

Değerli dostlar; Güney Avrupa Seyahatimde gezdiğim kentleri bu haberimde detaylı vermem halinde çok uzun olacağı için günce formatında yüzeysel olarak aktaracağım. Hazırlıklarını sürdürdüğüm seyahat sitem ve youtube kanalım bittiğinde gezilerimde gördüğüm ülke eve kentleri detaylı anlatımla foto ve video görselleriyle destekleyerek deneyimlerimi sizlerle paylaşmamdan son derece memnun olacağım.

Büyük keyif aldığım başlangıç noktası Atina olan Barselona üzerinden İtalya ve Balkanlardan Türkiye'ye uzanan Güney Avrupa kıyılarını kapsayan gezimin seyahat güncesini  sizlerle paylaşmak için kaleme aldım. Keyifle okumanız dileğiyle

HERAN GEZİ – GÜNEY AVRUPA

Türkiye’nin Dünyaya açılan Penceresi İGA 

Tarihler ağustos 2019 tarihini gösterdiğinde İstanbul Havaalanını ilk kez kullanarak ilk bireysel yurtdışı seyahatimi gerçekleştirmenin heyecanını yaşıyordum. İstanbul Grand Airport (İGA) hakkında herkes gibi birçok haber okumuş ve seyretmiştim. Gerçekten dedikleri gibi burası Dünyanın en büyüğü müydü, ihtişamlı mıydı? İlk olarak bu soruların cevabını vermek için terminali turladım. Dekor, aydınlatma, planlama ve büyüklük gerçekten dedikleri gibi olmuş. Böyle bir yapının ülkemizde olması insanı gururlandırıyor. Gümrük kısmına girmeden önce bende özellikle turistlerin önünde fotoğraf çektirdikleri İstanbul yazsının önünde gururla poz verdim.

Atina aktarmalı Barselona seyahatim için Yunanistan’ın bayrak taşıyıcı havayolu şirketi Eagean Airlines ile saat 22.50 ‘de İGA’dan havalandık. Aegean Airlines 2014 yılında Avrupa’nın en iyi bölgesel havayolu ödülünü aldığını hak eden bir servis sunuyor. Hostesleri güler yüzlü, yolculara uçuş öncesi şeker dağıtılması ilgimi çekti, sonrasında Yunan lezzetlerinin bulunduğu küçük ikramlar, sandviç ve içecek ikramı sürdü. 23.40’ta Atina Elefterios Venizelos Havalimanına indik. Uçuş sonunda kaptan pilot ve hostesler uçaktan inenlere tek tek kendileriyle uçtukları için teşekkür etmeleri güzel bir andı.

Olimpiyatların Başladığı Şehir Atina

Havaalanında el bagajımı emanete bıraktıktan sonra X95 kodlu Otobüsle 30 dk’lık bir yolculuk ile Yunan Parlamento Binasının da bulunduğu Syntagma meydanına varıyorsunuz. Buradan yaklaşık 15 dk yürüme mesafesindeki Atina’nın diğer önemli bir meydanı olan Fatih Sultan Mehmet’in yaptırdığı Fethiye Camiinde bulunduğu Monastiraki Meydanına geldim. Akropolün gece ışıklandırılması güzel görünüyordu. Fethiye Caminin yanında bulunan antik Roma Kütüphanesi ve meydanın fotoğraflarını çektikten sonra Apostolou Pavlou yürüyüş yoluna girerek Akropole gitmek istesem de geç saat olması ve yolların tenha olması nedeniyle geri dönmeye karar verdim.

Atina sokaklarındaki yürüyüşümde cadde kenarlarında, ara sokaklarda, parklardaki banklarda oldukça fazla kalan evsiz ve göçmen dikkatimi çekti. Atina sokaklarında 05.30 kadar gezdikten sonra tekrar havaalanına aynı hatla geri döndüm. Aktarma için bilet değişiminden sonra Barselona uçağının kalkış saatini beklemeye başladım. Egean Airlines uçağı Barselona’ya gitmek için 09.30 Atina Elefterios Venizelos Havalimanından teker kaldırdı.

Katalonya’ nın Başkenti Barcelona

Uçağımız üç saatlik uçuştan sonra İspanyanın özerk bölgesi Katalonya’ nın başkenti Barselona’nın El Prat Havaalanına indik. Avrupa Birliği üyesi Havayolu uçağından iniş yaptığımız için kontrol olmadan sanki iç hatta uçuyormuşsunuz gibi havaalanından dışarıya çıkmak değişik bir duygu.
 
Barselona Havaalanından şehrin kalbinin attığı Placa Catalunya Meydanı 10 km. Buraya havaalanından kalkan otobüslerle kolaylıkla varabilirsiniz. Kısa bir meydan turundan sonra konaklayacağım otelle ulaşmak için yardım araştırma yapmaya başladım. Kalacağım otelin bulunduğu kent merkezinden 25 km mesafede bulunan Sant Andreu de la Barca beldesine nasıl gidebileceğimi araştırırken ilginç diyaloglarda yaşadım. Meğer gitmek istediğim yer ispanyadaymış! Burası İspanya değil mi? diye sorduğumda, hiç memnun olmadıkları bir ifadeyle burası Katalonya git, İspanyollara sor diye tepkilerle karşılaştım. Sonunda bir İspanyol buldum ve bana nasıl gideceğimi tarif etti. Ole Espana :)

Ertesi gün bu büyülü şehri bir an önce gezmek için erken kalktım. Bizdeki Marmaray benzeri banliyö treniyle tekrar Katalonya Meydanına geldim. Barselona’nın Bağdat Caddesi sayılan 1200 m uzunluğu olan La Rambla Caddesini boydan boya yürüyerek Kristof Kolomb ‘un Amerika keşfettikten sonra geri dönüşte karşılandığı liman bölgesi Port Well’e ulaştım. Burada o günün anısına 1882 yılında dikilmiş üzerinde Kolomb’un Amerika’yı İşaret eden 60 metre yükseklikte heykeli bulunan anıtı var. İsterseniz ücret ödeyerek Barselona’yı kuş bakışı seyretmek için asansörle anıta çıkabilirsiniz.

Gün boyunca Barselona’da modern mimarinin öncülerinden dahi Katalan Mimar Antoni Gaudi’nin eserlerinden olan 136 yıldır hala yapımı devam eden La Sagrada Familia Kilisesi, Park Güell, Casa Mila, Casa Batllo binalarını gördüm fotoğrafladım. Barcelona’nın trafiğe kapalı ünlü mağazaların bulunduğu Avinguda del Portal de l'Àngel Caddesinde gezdim. Aralarında Disneyin de bulunduğu ülkemizde şubesi olmayan ünlü markaların mağaza konseptleri ilgi çekiciydi.

Barselona caddeleri temiz, ağaçlarla kaplı, metro ağı geniş, Avrupa kentlerinde metrolar bizdeki gibi çok derinlere yapılmıyor, maliyeti düşürdüğü için olsa gerek geniş bir metro ağı var. Barselona gündüz ve gece hareketli, renkli bir şehir bence Başkentliğin hakkını fazlasıyla veriyor.

Akşam geç saate kadar Barselona’nın güzelliklerini keşfe devam ettim. Gün boyu Barselona’da 30 km yürüyüş yapmışım. Barselona’dan saatler gece yarısını gösteriyor iken otobüsümüz Fransa’ya doğru hareket etti.

Otobüsümüz gece boyunca sahil otobanından Montpellier sonrasında Marsilya’da yol kenarında kısa bir mola verdikten sonra Cannes, Nice güzergâhını izleyerek sabahın erken saatlerinde Monako’nun hemen üzerinde bulunan benzin istasyonunda durarak ihtiyaç molası verdi. Monaco’nun bir kısmını görebildiğim tesislerden fotolar çektim lakin sisli hava olduğundan fotoğraflar net çıkmadı.

Marsilya, Monako arası yollar genelde Akdeniz’e paralel gidiyor arazi şartları zor olduğu için birçok tünel açılmış. Yol boyunca uygun arazilerde zeytin ağaçları ve seralar gördüm.

Galata Kulesini Yapanların Şehri Ceneviz

Sabahın erken saatlerinde İtalya’nın geçmişte Akdeniz ticaretine hâkim zengin Cumhuriyetlerinden bizim Ceneviz dediğimiz Cenova’ ya vardık.  Otobüsümüzü Piazza della Vittoria meydanında bulunan park alanına bıraktıktan sonra meydana yakın bir yerde İtalyan hamur işlerinden oluşan sallama çayla kahvaltı yaptım. Amerika’nın Kâşifi Kristof Kolomb’un da doğum yeri olan Ceneviz denizcilik tarihi açısından önemli bir şehir. O nedenle Avrupa’nın en büyük 2. akvaryumu bu şehirde bulunuyor.

Cenova’nın önemli meydanlarından Ferrari Meydanını, tarihi Porto Soprana Kapısını, Ceneviz Düklük Sarayını ve ünlü markaların bulunduğu Via XX Settembre alışveriş caddesini gezdikten sonra otobüsümüzü park ettiğimiz Zafer Takının bulunduğu Piazza della Vittoria meydanına geri döndüm.       

Cenova adeta bir scooter şehri her yer irili ufaklı motor bisikletlerle dolu. Her meydanın, caddenin bir köşesine motor bisikletler için park yeri ayrılmış. Kopenhag'taki bisiklet egemenliğinin yerini Ceneviz’de motor bisikletler almış. Öğlen vakti otobüsümüz Ceneviz’den eğri kulesiyle Dünyaca ünlü Pisa şehrine hareket etmek üzere ayrıldı.

Mucizeler Şehri Pisa

Cenova’dan Pisa şehrine yaklaştıkça arazi gittikçe düzleşti ve yeşil oranı arttı. Arno nehrinin içinden geçtiği Pisa şehri İtalya’nın en fazla turist çeken şehirlerinin başında gelmesinin ana sebebi yapımına 1173 yılında başlanan Piazza dei Miracoli'de (İtalyanca Mucizeler Meydanı) yer alan ve 1063-1090 yıllarında yapılan şehir katedralinin ana yapıdan ayrı yapılan 56 m yüksekliğindeki eğri çan kulesi merak eden turistlerdir.

Miracoli Meydanına girmek isteyen turist otobüslerinden kişi başı 7 EU ücret isteniyor. Pisa daki hediyelik eşya büfelerinde çoğunluk Bangladeşli, aralarında azda olsa Türkçe bilenler var. Meydanda eğri kuleyle birçok hatıra fotoğrafı çektirdikten sonra Pisa gezimizi sonlandırıp,  Rönesans akımının başladığı yer olan Floransa’ya doğru yola çıktık.

Otobüste en iyi ikonik Pisa kulesi fotoğrafı çekme yarışması yapıldı. Birinci gelen meşhur İtalyan Pizzası hak etti. Pisa dan Floransa’ya giderken yol boyunca  sanayi siteleri sıralanmış.Toskona vadisi tarıma elverişli topraklarıyla ve sanayi kuruluşlarıyla  İtalyan ekonomisine ciddi katkılar sağlıyor.

Rönesans’ın Doğduğu Yer Floransa

Kısa bir dönem İtalya Krallığına başkentlik yapmış olana Avrupa ve İtalya için önemli tarihi ve ticari kentlerden olan Floransa’ya hava karardıktan sonra girdik.  İtalyan Rönesans’ının doğum yeri olan Floransa’da ünlü sanatçılar Leonardo da Vinci ve Michelangelo yetişmiştir. Yine ünlü yazar ve şair Dante Alighieri bu şehirde yaşamıştır.

Floransa denilince ilk akla gelen dev boyutlarıyla yapımı 140 yıl sürmüş Dünyanın en büyük taş kubbesine sahip olan Duamo Katedralidir.

1296-1436 yılları arasında inşa edilmiş Duamo Katedralinin etrafını gezdikten sonra sıra İtalya’nın Dünyaca ünlü pizza ve dondurmalarını tatmaya geldi. Floransa’nın ortaçağdan kalma sokakları arasında gözüme ilk çarpan dükkânlara girerek bu lezzetleri yerinde tattım.

Sonrasında eski şehrin yönetim yeri olan Signoria Meydanına geldim. Meydanda ünlü Neptün Havuzu ile heykeli ve Michelangelo’nun 1504 yılında bitirdiği ünlü Davut heykelinin bir kopyası var,  orijinali Floransa Akademi Sanat Müzesinde sergileniyor.

Signoria Meydanının yanında Rönesans sanatçılarının finansörü Floransa’da üç asır hüküm sürmüş ünlü Medici Ailesinin şato görünümlü konağı bulunuyor. Konağın giriş kısmını gezdikten sonra tekrar Duamo Meydanına geri dönerek her kente yaptığım gibi şehrin anıları olacak hediyelik eşyalar aldım.                 

Floransa akşamları bizdeki gibi ışıl ışıl değil. Aralıklarla konulmuş sarı ışığı olan sokak lambalarıyla aydınlatılıyor. Bu da bizim gibi gün ışığı aydınlatmasına alışmış olanların üzerinde bir kasvet meydana getiriyor. Floransa gezisini sonlandırdıktan sonra gece yarısına doğru otobüsümüz Slovenya’ya doğru yola çıktı.

Avrupa’nın Huzur Veren Ülkesi Slovenya

Yeni günün ilk ışıklarıyla İtalya sınırından Slovenya topraklarına geçtik. Sabah saatlerinde başkent Lübliana’da sabah kahvaltısı için mola verdik. Lübliana’ya yeşil hâkim. Avrupa’nın en yeşil 3. şehri seçilmiş, 2016 yılında ise “Yeşil Başkent” unvanını almıştır. Coğrafi olarak Avusturya’nın güneyinde, İtalya ile Hırvatistan arasında kalmış küçük ama huzur veren bir ülke.

Şehrin sembolü ejderha heykellerini hemen her yerde görebilirsiniz. Vodnikov Meydanında pazar günleri hariç her gün kurulan daimi halk pazarının yanında bulunan Boşnak börekçisinde kahvaltı yaptım. Burada böreğe bürek diyorlar. Pazarda gıda, giyim, çiçek, el işi ürünler gibi kaliteli ve çeşidi bol ürünler var. Şehrin ortasından geçen Lübliana nehrinin etrafında gezdikten sonra ortaçağdan kalma tarihi sokaklarında bol bol fotoğraf çektim ve hediyelik eşyalar aldım. Yazının başında da değindiğim gibi şehrin huzur veren bir havası var. Avrupa seyahatimde etkilendiğim yerlerin arasında olan bu küçük şehre tekrar geri dönüp eksik kalan yerleri gezmeyi isterim.

Lübliana’dan ayrıldıktan sonra Hırvatistan sınırına doğru 70 km mesafede olan Novo Mesto’nun beldesi olan doğa harikası Otocec Beldesine geldik. Burası Krka nehrinin kıyısında bulunan yemyeşil doğasıyla ruhunu dinlendirebileceğiniz bir bölge. Nehrin ortasında bulunan küçük bir ada üzerine kurulu eski bir şato günümüzde Hotel olarak faaliyet gösteriyor. Doğa ile baş başa geçirdiğimiz bol bol oksijen depoladığımız mola sonrası Hırvatistan’a doğru yolumuza devam ettik. Yol boyunca yemyeşil bir doğa haricinde gördüğümüz Slovenya köylerinin evleri villa tarzında yapılmış son derece dikkat çekici yerleşim yerleriydi. Slovenya bu görüntüsüyle bizlerde bıraktığı etki Yugoslavya’dan ayrılan ülkeler içeresinde Avrupa’ya tam entegre olmayı başarmış bir ülke olmuş.

Akdeniz Orta Avrupa Balkanların Kesişme Noktası Hırvatistan

Başkent Zagreb’e vardığımızda havanın kararmasına birkaç saat kalmıştı. Hızlı hareket ederek Zagreb’in simgelerinden olan mavi tramvaylara binerek kentin kalbinin attığı Ban Jelacic Meydanına gittik. Meydanın yakın mesafede bulunan Zagreb Katedralini, ünlü daimi pazarları olan Dolac’ı gezdim. Lezzetini unutamadığım Boşnak Köftesi olan Cevapi yedim. Zagreb eski tren İstasyonu Glavni Kolodvor ve Ulusal Tiyatro Binasının olduğu meydanı gezdim.

Hava karadıktan sonra Dolac Pazarının yakınında olan Tkalciceva barlar, cafeler sokağına gittim. Özelikle akşamları vakit geçirilmesi gereken yerlerin başında gelen buradaki sokak müzisyenlerinin canlı müzik performansları etkileyici.

Zagreb adeta Türk akınına uğramış, Hırvatların Türklerden vize istememesi bunun en büyük etkeni olsa gerek. Gece geç vakitte yaklaşık 5 km yürüyerek konakladığım hotele vardım. Cadde ve sokaklarda gece çok geç vakitlerde tek başına yürüyen genç kızlar, öğrencilerden ve turistlere rastladım. Bundan da Zagreb’in güvenli bir şehir olduğu izlenimi elde ettim. Otelde kahvaltı yaptıktan sonra seyahatimizin son noktası olan Belgrad’a gitmek için hareket ettik.

Osmanlıdan Hatıra Kalemegdan‘lı Belgrad

Akşam üzeri Sırbistan’ın başkenti Belgrad’a girdik. Bu benim Belgrad’a ikinci kez gelişimdi. Osmanlı İmparatorluğunda önemli bir konumda olan kentte Osmanlıdan kalan az sayıda yapı olsa da ayakta kalabilenler TİKA’nın katkılarıyla onarılmış.

Belgrad’ın en turistik yeri olan kalesi hala Osmanlıdan kalan Kalemegdan ismiyle anılıyor. Böreğin yerine Bürek, Türk kahvesi istediğinizde Kavva demeniz yeterli. Sırpçada tam olarak kullanılan Türkçe isimlerden en ilgi çekeni Babo yani baba. Sanırım Osmanlı zamanında Doğu Anadolu yöresinden gidenlerin etkilerinde kalmışlardır Babo :)

Kalemegdanda Sava ve Tuna nehrinin birleştiği yerde gün batımını izlemek oldukça keyifli. Kalenin içinde bizden olan saat kuleli İstanbul Kapısı, Osmanlı Paşa Konağı, Sadrazam Sokullu Mehmet Paşanın Çeşmesi, Mora Fatihi Damat Ali Paşanın Türbesi bulunuyor.

Kalemegdanı iyice gezdikten ve harika manzaranın fotolarını çektikten sonra. Belgrad’ın en önemli caddesi olan İstanbul İstiklal Caddesi konumundaki 18.YY ağırlıklı tarihi binaları Knez Mihaliova Caddesini boydan boya gezdim. Belgrat'taki gece aydınlatması zayıf ve sarı renkte bu da eski şehirde akşam gezerken size pek keyif vermiyor.

Caddenin bitişindeki Belgrad’ın trafiğe açık önemli caddelerinden biri olan Terazije Caddesinde yürüyüş yaptıktan sonra Kalemegdan'ın yanında bulunan durakta bizi bekleyen otobüse yürüdüm. Otobüsümüz Bulgaristan sınırına doğru yola koyulmak için hareket etti. 357 yıl Osmanlı hâkimiyetinde kalan bu güzel şehirden gözleri buğulu olarak ayrıldım.

Saat 02.30’da Bulgaristan’a giriş yaptık. Gece boyunca yolculuk yaparak Bulgaristan’ı transit geçtik. Sabah 11.00 de Bulgar Kapitan Adreevo sınır kapısına ulaştık.

Bir Başkadır Benim Memleketim

Saat 12.00 de Kapıkule sınır kapısından ülkemize Ayten Alpman’ın ‘ Bir başkadır benim memleketim şarkısını ‘ söyleyerek giriş yaptık. Akşam 19.00 civarında Tuzlaya dönüş yaptım.

İstanbul Havaalanından Atina aktarmalı Barselona’ya uçarak başladığım İspanya, Fransa, İtalya, Slovenya, Hırvatistan, Sırbistan ve Bulgaristan’ı kapsayan 3000 km otobüs yolculuğun sonunda Güney Avrupa gezimi hayatımda ‘Hoş Sada’ bırakan anılarla tamamlamış oldum. Darısı hep beraber yeni rotalarda gezmeye diyelim.

Değerli dostlar yazının başında da değindiğim gibi önümüzdeki aylarda gezdiğim kent ve ülkeler hakkında daha detaylı fotoğraf ve görüntülerle desteklediğim gezi notlarımı HERAN GEZİ sitesi ve Youtube kanalımla sizlerin beğenisine sunacağım. Umarım beraber gezip görürken, okurken keyif alırız.

Yeni gezi yazılarında buluşmak üzere HERAN Sağlıcakla, Hoşça kalın.

Foto Haber: Mükremin Özkaya (Copy Right)

# İspanya, İtalya, Fransa, Slovenya, Hırvatistan, Sırbistan ve Bulgaristan, barselona, pisa, Atina, Ceneviz, floransa, Cenova, , tuzla, otocec, istanbul, kapıkule, zagrep, novo mesto, lübliana, belgrad, İspanyadan Türkiye’ye Güney Avrupa, Eagean Airlines, heran gezi, heran, Kapitan Adreevo, Knez Mihaliova, Sava ve Tuna, Sadrazam Sokullu Mehmet Paşanın Çeşmesi, Mora Fatihi Damat Ali Paşanın Türbesi, TİKA, Kalemegdan, Dolac Pazarı, Tkalciceva, Boşnak Köftesi Cevapi, Glavni Kolodvor, Ban Jelacic Meydanı, Krka nehri, Vodnikov Meydanı, Signoria Meydanı, Medici Ailesi, Duamo Meydanı, Michelangelo, pizza, Duamo Katedrali, Leonardo da Vinci, Dante Alighieri , Floransa Akademi Sanat Müzesi, Rönesans, Toskona vadisi, İtalyan Pizzası, Pisa kulesi, Miracoli Meydanı, Piazza dei Miracoli, Arno nehri, Kopenhag, Via XX Settembre, Ferrari Meydan, Ceneviz Düklük Sarayı, Porto Soprano Kapısı, Kristof Kolomb, Piazza della Vittoria meydanı, Monako, Marsilya, Montpellier, Nice, Cannes, Casa Batllo, La Sagrada Familia Kilisesi, Casa Mila, Park Güell, Avinguda del Portal de l'Àngel Caddesi, Katalan Mimar Antoni Gaudi, La Rambla Caddes, La Rambla, Katalonya Meydanı, Placa Catalunya, Sant Andreu de la Barca, Catalunya, El Prat Havaalanı, Elefterios Venizelos, Apostolou Pavlou, Monostiraki, Syntagma, X95, İGA, İstanbul Grand Airport, edirne, Atatürki Türkiye Cumhuriyeti, selimiye cami, osmanlı imparatorluğu, Nikola Pašić Meydan, Hırvatistan Ulusal Meclis Binası, Mora Fatihi Damat Ali Paşa'nın Türbesi, Stambol Kapija, Zagreb Tkalciceva Sokağı, zagreb Aziz Stephan Katedrali, Ban Josip Jelacic Heykeli, LÜBLİYANA (Ljubljana) - Ejder (Dragon) Köprüsü., Ljubljana Nehri, LÜBLİYANA (Ljubljana) - Butchers’ Bridge Kasaplar Köprüsü, Gelato, pisa Sinopie Müzesi, Pisa St. John Vaftizhanesi, PİSA - Pisa Kadetrali, Torri Di Porto Soprana Kapısı, Giuseppe Garibaldi Heykeli (Monumento a Garibaldi), Piazza Raffaele De Ferrari Meydanı Cenova, rco della Vittoria, Futbol Club Barcelona, La Pedrera (Taş ocağı), La Sagrada Familia, Aziz Eulalia, Port Well, Mirador De Colom, La Rambla Caddesi, Placa Catalunya Meydanı, Monastiraki, Atina Akropolis, Evzon (Efzun), Syntagma (Anayasa) Meydanı, Mükremin özkaya, osmanlı, Bulgaristan, türk

26 Tem 2021 - 03:42 - Turizm

Muhabir Mükremin Özkaya


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Heran Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Heran Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Heran Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Heran Haber değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Heran Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (216) 392 45 85
Reklam bilgi