Vergili'den basına önemli açıklamalar

Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili basın mensupları ile bir araya gelerek gündeme dair açıklamalarda bulundu ve basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Büyütmek için resme tıklayın

Başkan Vergili açıklamasında; “Değerli Basın Mensupları davetimize icabet ettiğiniz için hepinize çok teşekkür ederim. 31 Mart seçimlerine bildiğiniz üzere çok kısa bir süre kaldı. Bu süreye kadar siyasi çalışmalarımız devam edecek. Bu siyasi çalışmalarımızın içerisinde bu güne kadar benim görmemiş olduğum, siyaset içerisinde yaşamamış olduğum olaylar devam ediyor. Size bunları çok kısa bir şekilse değerlendirme lüzumunu hissettim. Size şöyle söylemiş olayım. Bizim söylememiş olduğumuz sözler üstünden propaganda yürütülmekte. Ben şuana kadar kendisini hiç bir terör örgütü ile ilişkilendirmediğim halde hemen hemen bütün toplantılarında kendisini böyle bir propagandaya çekmeye çalışmakta. Kendisi ile ilgili bugüne kadar bir kere yalancı demediğim halde sürekli olarak "ben böyle hitam edildim" deyip karşı saldırı içerisinde. Rektörlük yapmış, profesörlük yapmış bir kişi sürekli olarak siyasi programının içerisinde bir mağduriyet politikası yaratıp siyaset yapmaya çalışmakta. Hiç aslı astarı olmayan sözler ile veya yapılabilirliği mümkün olmayan projeler ile şuanda bir propaganda yürütmektedir. Bu güne kadar Ak Partinin temelinde olan kişilerin görüşünü almadan, Karabükümüz de yetişmiş olan Ak Partili İmar Komisyonlarında çalışmış, diğer komisyonlarda çalışmış arkadaşların hatta mevcut Meclis Üyelerinden hiç birine görev vermeden, hiç hazırlığı olmadan atanmış belediye başkanı adayı olarak siyasetini zor durumlarda yalnız saldırı ve mağduriyet politikası içerisinde propagandasına devam etmektedir. Ben kendisinin 6 yıllık başarılı bir rektörlük döneminden sonra kendisini şovları ile siyasete hazırlayıp başarısız 3 yıllık bir milletvekilliği döneminden sonra Karabük'ün hiç bir caddesinde ve sokağında gözükmeyip bugün şuana kadar kapısının içerisinden girmediği dernek ve kurumlarda siyaset yapmaya çalışmakta. Karabük'ün bu güne kadar müşterek alınmış olan kararlarının tamamını hiçe sayarak emeği geçen insanların emeğine değer vermeden, Karabük'ün milletvekillerinin şuana kadar sarf etmiş oldukları çabanın hepsini hiçe sayarak her şeyi ben yaptım algısıyla, her şeyi ilk yaptım algıları ile siyaset yaptığı için şuanda da aynı tutum içerisinde devam etmektedir. Bu son derece üzüntü verici ve anlayışla karşılanmayacak bir durum. Karabük'ü tanımayan, Karabük'ü bilmeyen hatta Karabük'ün kuruluşunu iki tane raya bağlayan, bu memleketin yapısını bilmeyen, rahmetli İsmet İnönü'nün ve Fevzi Çakmak'ın Karadeniz Bölgesindeki, Karadeniz insanının Birinci Dünya Savaşında ki, İstiklal Savaşında ki öz verisi ön plana alarak, savunmayı da önemli bir nokta olarak tuttuğu Karabük'ün değerlerini bilmeden iki tane raya bağlayıp Karabük'ün kuruluşunu izah etmeye çalışan bir adayla karşı karşıyayız. Karabük'ün yetiştirmiş olduğu müstesna insanlardan hiç faydalanmamış, Karabük'ün hamuru ile yoğrulmamış, çamurlarında yürümemiş, insanların çekmiş oldukları ızdırapları bilmeyen bir adayın Karabük'e verecekleri anca bu kadar olurdu diyebilirim.
Ben Karabük'ün ortak bir değeriyim. Bütün partilerin oyunu almış, bütün partilerin samimiyetini kazanmış biriyim. iki dönemden bu tarafa da Belediye Başkanlığı yapmaktayım. Ben yüzde 5 gibi bir oy oranı ile 2009 seçimlerine başladığım zaman Karabük'teki herkesin ortak arzu ve isteklerini bildiğim için, Karabük'ün eksik ve noksanlarını bildiğim için ve hiç kimseyi de birbirinden ayırmamak için yola çıktım. Karabük geçmişindeki değerli büyüklerimizin Necmettin Şeyhoğlu'nun, Mehmet Ali Börekli'nin, Hamit Çepni'lerin aklınıza kim geliyorsa onlarla ortak değeri paylaştım. Karabük için neler yaptıklarını, düşüncelerini bildiğim için, bu değerleri toplayarak ben Karabük'e Belediye Başkanı oldum. Hiç kimseyi de birbirinden ayırmadım. Bu değerlerden yoksun olmuş, işçimizin yaşam tarzını bilmeyen ve Karabük'teki dayanışmaları görmemiş olan bir arkadaşımızın tabi üretebilecek hiç bir politikası yoktur. Hatta geldiği zaman bir vefa olayını da tamamen ortadan kaldırıp, partisindeki tüm Meclis Üyelerini tasvir edip oturup yapılabilirliğini hiç tartışmadığım projeler ile, hiç kimseden fikir alıp ta yapmadığı projeler ile halka bir şeyler sunmaya çalışmaktadır ki ben başarılı olacağına da inanmıyorum. Örnek olarak verebilirim ki özel mülkiyetlerde hiç bir zaman bu şekilde yapılar yapamazsınız, halka açamazsınız. Projelerin içerisinde vardır. Bu projelerin ne kadar gerçek olup ne kadar gerçek dışı olduğunu Ak Partinin yetiştirmiş olduğu komisyon üyelerinden çok rahatlıkla öğrenebilirdi. Karabük'te Başkan yardımcılığı yapmış, imar komisyonluklarına başkanlık yapmış Nedim Yılmaz beyden bile fikir almış olsaydı Karabük için çok gerçekçi projeler üretebilirdi. Birileri ona çok yanlış söylüyor. "şunları söylersen 1 oy alabilirsin, şunları söylersen 2 oy alabilirsin" derken kendi partisini de yıpratıyor. Biz toplum menfaati olduğu zaman kamu zararını hiç bir zaman düşünmeyen bir Belediye Başkan adayıyım. Öncelikle toplumun menfaatlerini gözeterek Belediye Başkanlığı yaptım. Bir kaç tane örnek vereceğim. Diyor ki "KYK Yurtlarına yurtları sattı ve zarar ettirdi" biz kararların hepsini meclislerimizle oy birliği ile aldık. Oy birliği olmadan bugüne kadar Karabük'te hiç bir karar almadık. Bugün bizim bu KYK’ ya bu bina satılırken ve üniversitemize faydamız olsun, gariban çocuklara faydamız olsun diye devrettik. Buradaki bir çocuk 100 liraya KYK’ da konaklarken yine KYK 160 lira bu çocuklara burs veriyordu. Meclisimiz oy birliği ile hiç tereddütsüz karar almıştır. Ve burada bu kararı alırken meclisteki çoğunluğum 11 MHP'li Meclis üyem varken diğer partilerin toplam oyu 20'dir. 15 Ak Parti oyu vardı. Bunun hesabını şuanda sormaya kalkıyor. Belediyeyi zarar ettirdi diye kendi kendine bir propaganda yapmaya çalışıyor. Yine aynı şekilde valilik binası ile ilgili bir program yürütüyor. 5, 10, 20 derken şuandaki valilik binasının değerini 50 trilyonluk çıkarttı. O tarihte bize yine merkez partinin, iktidar partisinin buradaki temsilcilerinden gelen bir talep üzerine böyle bir program başlatıldı. Tekrardan buradaki valilik binası ile ilgili meclisimizde oy birliği ile kararlar alınarak devredildi. Bir tane Ak Partili meclis üyesi arkadaşımızın muhalefet şerri yoktur. Biz yapmış olduğumuz her işle ilgili önce kurumlara yazarız görüşlerini aldıktan sonra programa koyarız. Ama bununla ilgili cevaplar erken gelir, gelmez biz onları bilemeyiz. Ben Araç Çayı ile ilgili rekreasyon hazırlıkları yaparken 2013 senesinde Belediye başkanlığım dönemimde öncelikle Devlet Su İşlerine yazı yazmışım. Sonra projenin bütün detaylarını verdikten sonra Devlet Su İşleri bize 12.11.2015'te iki sene sonra etütlerini yaptıktan sonra "böyle bir projenin yapılmasına izin vermeyeceğiz" diye yazı yazmış ki biz bunun yapılması ile ilgili yurt dışından uzmanlar getirdik. Buranın yapılabileceği ile ilgili tüm projelerimizi hazırladık ve Devlet Su İşlerine biz bu projeyi buradaki sel problemini çözeceğiz dediğimiz halde kendileri burada sel tutma bentlerinin yapılmadan, baraj yapılmadan böyle bir şeye onay vermeyeceklerini bildirdi. Şuanda kendisi proje kapsamına almış hatta şuanda Yeşil Mahalleden yukarıda Araç Çayın'da hala ıslah çalışması bitmemiş. Belki 10-15 yıl daha bu Bostanbükü'ne kadar sürecek bir projeyi kendisi gene proje kapsamına almış. Ben dediğim gibi eğer geçmişteki arkadaşlarımızın fikirlerinden yararlansaydı. İnanıyorum ki bu projelerin hiç birsini kendisine yaptırmazlardı. Karabük ile ilgili çok daha verimli projeler üretebilirlerdi. Kendisi 20 proje yapmış, 20 proje içerisinde 11 tanesini şuanda belediyemizin faaliyet alanı içerisinde. Buradan ben kendisine şöyle söyleyeyim. Bizim programa almadığımız hemen hemen diğerlerinin yapılabilmesi çok tartışılır bir projedir. Çünkü tamamı özel mülkiyettir. Zıp Zıp Park Çocuk Eğlence Merkezi gerçekten bunu ben düşünememiştim hocamı tebrik ederim. Biz Karabük'ün gerçeklerini projelendiren, Karabük'ün geleceği ile ilgili programlar yapan bir belediyecilik anlayışı içerisindeyiz.
Söylemiş olduğum sözlere kendisi o kadar hızlı cevaplar veriyor ki bunları sürekli olarak demagoji yaparak yani sürekli istismar ederek bir program yürütüyor. Kendisi her şeyin üstünde kendisini gören bir yapıya sahiptir. Her şeyin doğrusunu bilen bir yapıya sahip. Ama 4 tane yumurta hesabının dahi içinden çıkamayıp ona dahi cevap vermeye çalışıyor.
Abdülhamit han ile ilgili insan bu kadar kendi egolarını yüksek tutamaz. Sen hiç bir zaman devletin üstünde olamazsın. Herkes haddini bilecek. Ben bugün ne olursa olsun bir yerel siyasetçi olarak ben Sayın Cumhurbaşkanımıza hiç bir zaman bir söz söyleyemem, bir CHP'nin lideri Kılıçdaroğlu beye ağzımı açıp bir şey söyleyemem bu benim haddim değildir. Ben bir yerel siyasetçiyim. Hiç bir zaman şovda yapmadım, bir oy için kimseye yalan söylemedim. Bir belediye başkan adayı rektörlük yapmışsınız ve akademisyensiniz. Herkes ölçüsünü bilecek ve haddini bilecek. O bizi hakir görebilir. Lise mezunusun, Koç Holding seni kapının önüne koyardı der ama şunu unutmasın ki bugün Türkiye Cumhuriyetini Başbakanlık yapmış, bu memlekette dürüst siyaset yapmış Bülent Ecevit'te benimle aynı okul mezunuydu. Bunu unutmasın. Siyaset farklı bir şeydir, insanlara dokunmak farklı bir şeydir. Şimdi kendi egosuna gelelim. Aynen kendi sözleridir. Okan Küçük beyin 27.02.2019 tarihinde beraber yapmış olduğu canlı yayında söylüyor. "Biz fahri doktora vermekle bir şey gerçekleştirdik. Türkiye Cumhuriyetinin o güne kadar gerçekleştirmediği iadeyi itibarı gerçekleştirdik. Anladılar ki o aile arasında bağlar var"." Türkiye Cumhuriyeti'nin gerçekleştirmediği iadeyi itibar" diyor ki sen cihan padişahına ne suçu vardı, ne yüz karası vardı iadeyi itibar edecek bunu bilelim. Düşünmeyen bir akademisyen olarak bugün böyle bir karar verebilecek Türkiye Cumhuriyeti'nde tek bir mensup yoktur. Dünyanın serveti, dünyanın parası verildiği halde o parayı reddedip oraya yerleşim izni vermemesi 200 sene sonrasındaki bir kaosu gören bir cihan padişahına iade- i itibar yapmaktan daha büyük bir hadsizlik olmaz. Tarih profesörlerinin konuşmalarını, eleştirilerini dinlemişsinizdir. O eleştirilere verilen bir cevaptır. Bunu da kamuoyunun takdirlerine bırakıyorum. Kendisi sürekli olarak bir algı yönetimi ile, bir üst seviye yönetimi ile "her şeyi ben yaptım, ilk ben yaptım" programları ile kendini siyasete hazırlayan bir siyasetçi olduğu için şuanda yine algı yönetimlerine devam ediyor. Bunu da buradan sizin huzurunuzda bildiğim kadarıyla yalnız 1500'e yakın akademisyen arkadaşımız var. Onlardan sorgulayabilirsiniz. 2 Yüksek lisans yapmış. Bir doktorası, bir doçentliği, 2 ayrı alanda profesörlüğü olan biriyim." Türkiye'nin hiç bir yerinde 2 ayrı alanda profesörlüğü olan hiç bir kimse yoktur. Akademisyen arkadaşlarıma sorabilirisiniz. Ama kendi profesörlük dalındaki almış oldu o hakları kendisine o unvanı yakıştıramayıp üniversiteden bu unvanı değiştirip profesörlük unvanı almış olabilir. Olayda budur. Bu tamamen bir algı yönetimidir. İnsanları 1 oy için veya "ben neler yapabilirim" diye ortaya çıkmak için söylenen sözlerdir. Dün yine bir basın toplantısında kendisinin yanındaki İl Başkanı, Meclis Üyesinin dahi ismini bilmeden siyaset yürütüyor. Bugün bizim meclisimizde İzzet çelik bey 5 sene beraber görev yapmış olduğumuz çok saygı duyduğum bir kişinin ismini dahi bilmeden bütün konuşmasında İzzettin Bey diyen ve yalnız bir şeyler söyleyebilmek için propaganda yapmaya çalışan biri. Dikkat ettiyseniz elindeki kâğıtta 2017 senesindeki meclisten geçen bir evrak ile tartışma yaratmaya çalışıyor. Karabük Belediyesinin nasıl yürüdüğü, düzeni ve zenginliği herkes tarafından bilinmekte ve bugüne kadar da Karabük belediyesinden içeriye hiç kimse benim alacağım var diyerek gelmemiştir. Orada emekli olacak arkadaşlara ayrılmış 10 milyon liralık paranın bile neden oraya borç yazıldığını anlayamayan zihniyet ile orada bir tartışma yapmaya çalışıyor ki tabi bu hiç önemli değil. En önemlisi Meclis Üyesini tanımıyor. Karabük'ü tanımıyor ama Karabük onu belirli bir yere taşıdı. Sürekli olarak ben yaptım diyor. Herkesin emeklerini bir anda çiğneyip geçip gidiyor. Hamit Çepni'lerin, İbrahim Pelenkoğlu'ların, Osman Natıroğu'ların diğer sanayici arkadaşlarımızın bu üniversitenin kurulması ile ilgili emekleri, rahmetli Mutullah Yolbulan'ın, rahmetli Gökcen Yücel'in buradaki gelişmeler ile ilgili tüm emekleri tamamen silip her şeyi ben yaptım bencilliği ile siyasetine devam etmesi sonucunda ben 31 Mart'ta işinin çok zor olduğuna inanıyorum. Bunların hiç birisine Karabük halkının inanacağını ben sanmıyorum. Karabük halkının ve tüm partilerin ortak bir değeriyim. Bu şekilde de adalet terazisini bozmadan çalışmalarımı bugüne kadar taşıdım. Bu sözlerimden sonra Burhanettin Uysal beyefendi ile ilgili tek bir cümle daha söylüyorum "sen karanlıkta bir akşam Karabük'ü terk eder gidersin" dir. Biz Karabüklüler ile beraber devam ederiz inşallah.
Kız Mehteran Takımı konusu kadın haklarıyla alakası olmayan bir konu. Bahsetmiş olduğum konu bir halk oyunları konusu değil. Halk oyunları farklı bir şeydir. Ben milliyetçi, muhafazakâr bir kişiyim, sosyal adalete çok dikkat eden birisiyim. Her türlü arkadaşımla mecliste çalışabilmek için bir program hazırlamışım. Çünkü biz çalışmalarımızda her kesime hitap edeceğiz. Ama o arkadaşımız söylemiş olduğum lafları çok iyi anladığı halde olayı başka bir boyuta çekmeye çalışıyor ki bir tartışma konusu değildir. Ben bir mehteran terbiyesinden bahsettim. Mehteran bir marş değildir. İlahi müziklerin en yüksek, en yüce makamıdır. İlahi müzik dediğimiz zaman insanlardaki manevi duyguları arttıracak tempolar, ritimler vardır. İstiklal Marşı marştır ama orası yüz binlerce askerin gözünü kırpmadan şehit olmaya gideceği figürler vardır, makamlar vardır. Savaş meydanında savaşı tamamen idare edecek tempolar vardır. Ne zaman hücum edilecek, ne zaman geriye çekilecek bunlar ile ilgili büyük makamlar vardır. Kendisi mehteranı marşa bağladıktan sonra benim zaten onunla konuşacak bir şeyim yoktur. Ben kızların buna alet edilmesini hoş karşılamadım. Madem doğru bir şeydi de neden şuanda devam etmiyor. Mehteran abdestsiz yere basmaz. Mehteranın çok çok özellikleri vardır. Herkes mehteran olamaz. O arkadaş tabi olayları kendisine siyasi olarak bir şov malzemesi olarak kullandığı için Karabük Üniversitesi de bizim olduğundan bunları o tarihte eleştirmek bize yakışmazdı.
Seçim kazanıp, kaybetmişim korkusu olmayan tek adam benim. O seçimi kaybettiği zaman bundan sonraki bütün siyasi hayatı bitecektir. Ama ben seçim kaybedersem seçim kaybetmiş olurum ve Karabük ile ilgili yapacaklarım devam edecektir. Cenab-ı Allah kim doğruysa ona nasip edeceği bir makamdır. Bana bu makam 2 kere nasip oldu. Benim en ufak bir tereddüdüm yoktur ve bu olaylar benim en ufak bir psikolojimi bozmaz. Ama onun öyle bir psikolojisi bozulmuş 5 tane yumurta hesabını dahi anlatamadı. Bu kadar lisanslardan bahseden bir kişi 5 tane yumurta hesabını anlayamamış. Seçim bizim psikolojimizi bozmaz ama seçim sonuçlarından sonra kendisi nasıl tedavi olur onu ben bilmem. Ona da kendisi hazır olsun.
O tarihte o yurdun maliyeti benim sattığım fiyatın altında. Zarar olabilir. Devlet 3 haneli köye elektrik, yok götürüyor. Para kazanmak için yapmıyor, toplum menfaati için yapıyor. Biz toplum menfaatleri için hizmet eden bir müesseseyiz. Toplum menfaati olan bir yerde kamu zararı yapmaktan doğal bir şey yok. Yurtları bırakın ben her atmış olduğum asfalttan vatandaşa katılım payı yazmam lazım, her döşemiş olduğum su borusundan katılım payı yazmam lazım. Toplum menfaati söz konusu olduğu zaman kamu zararının hesabı yapılmaz. Oradaki gariban çocukların 100 liraya orda kalmasını ve 160 lira da burs almasını sağladık” dedi.

04 Mart 2019 - Siyaset --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Heran Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Heran Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Heran Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (216) 392 45 85
Reklam bilgi

Anket Kartal'da Belediye Başkanı kim olmalı?