- 10 Mayıs 2019

Pendik Yanyalılar Ata Yurdunda Hasret Giderdi

2014 Yılında kurulan Pendik Yanyalılar Kültür ve Yardımlaşma Derneği ilk yurtdışı gezisini atalarının geldiği topraklara yaptı. Lozan Antlaşmasıyla mübadil olarak 1924 yılında Pendik’e gelen dedelerinin doğduğu, büyüdüğü toprakları ziyaret etmek için Pendik Yanyalılar Kültür ve Yardımlaşma Derneği mübadelenin 95. Yılında üyelerini Ata Topraklarına götürdü

mask

Pendik Yanyalılar Derneği Yönetimi

Kuzey Yunanistan’ı kapsayan 27 Nisan 02 Mayıs tarihleri arasında 5 gün süren yolculuk duygusal, heyecanlı, neşeli, umutlu ve hayal kırıklığı içeren tüm duyguları bir arada yaşattı.

Dedelerinin topraklarında, onların yaşadığı sokaklarda gezenler, aile büyüklerinin yaşadığı evleri görmek isteyen, vakit geçirdikleri eski kahveleri, ibadet ettikleri eski camileri görmeleri duygu dolu anlar yaşamalarına vesile oldu. Zaman zaman gözyaşlarına hâkim olmayan kafilede hüznün yerini bazen hep beraber söylenen duygu yüklü hasret kokan şarkılara, türkülere yerini bıraktı. Ata topraklarından hatıra olarak ya da vefat etmişlerinin mezarlarına serpmek için poşetlerle toprak aldılar. Ataları için dua ettiler.

İlk Yurtdışı Seyahat Ata topraklarına

Bu seyahatin mübadil çocukları, torunları için çok önemli olduğunu söyleyen Pendik Yanyalılar Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Asım Renda; Uzun yıllar Ata topraklarını görmedik ya da ilk kez görenlerimiz olacak. Ata toprakları özlemi hepimizin içerisinde yıllarca sürdü. Derneğimizin kuruluşundan beri ilk yurtdışı gezimizi ata topraklarımıza yapmamıza emeği geçen başta Başkan Yardımcım Enver Tuksal ‘a Yönetim Kurulu üyelerim Zeynep Hülya Demirel, Dilek Renda, Turhan Sabri Bıkan, Kamile Darga’ya en ufak katkısı olan tüm dostlarımıza teşekkür etmeyi borç biliyorum dedi.

Yanyalıların Pendik’in kuruluşunda önemi büyüktür

Otobüs hareket etmeden öncede seyahatin fikir babası ve kafile başkanı Enver Tuksal’da yaptığı konuşmada; Mübadele ile gelen Yanyalıların Pendik’e çok büyük katkılarının olduğunu belirterek, “1924 yılında Rumlardan boşalan Pendik’e mübadele ile gelen Yanyalılar, Cumhuriyet dönemi Pendiğinin kuruluşunu yapmışlardır. Pendik’e katkıları çok büyüktür. Pendik’in ilk muhtarı ve belediye başkanı da Yanyalıdır. Bu derneğin kuruluşu biraz geç oldu. Ama yine de başarılı çalışmalar yapmaya devam ediyoruz. İşte bu gün bunlardan en önemlisini gerçekleştiriyoruz. Derneğimizin imkân ve üyelerimizin katkılarıyla ata topraklarımıza hasret gidermek için dolu dolu geçecek 5 günlük bir program yaptık.  Seyahatimizi Selanik’te ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün doğduğu evden başlayarak ata toprağımız Yanya, Atalarımızın göç yolunda zorlu yolculuğa başladıkları Preveze Limanı, Parga, Serez, Drama, Kavala, Gümülcine ve Dedeağaç’ı kapsayacak şekilde gerçekleştireceğiz. Bu yoğun ama bir hayli anı yüklü programda bize rehberlik edecek Yanyalı Mübadil torununu rehberimiz Murat Adalı, yolları aşıp ata topraklarına bize ulaştıracak kaptanlarımız Sebahattin Atlı ve Emin Aydın’a organizasyonda büyük emeği olan Penfolk GSK Başkanı Mehmet Tuksal’a seyahatimizi belgesel tadında takip edip çekimleriyle anısallaştıracak derneğimizin basın sorumlusu Mükremin Özkaya ve emeği geçen bu gün aramızda çeşitli sebeplerden olamayan tüm yönetici ve üyelerimize teşekkür ediyorum. Dedi.

İlk Durak Bir Hüznün Öyküsü Selanik

Pendik Sahil Atatürk Kültür Merkezinin önünden yola çıkan kafile gün ağarırken İpsala sınır kapısından Yunanistan’a giriş yaptı. Sabah Pendik’ten 637 km mesafedeki Atatürk’ün doğduğu şehir Selanik'e ulaştı. Selanik’te ilk olarak şehri tepeden kuşbakışı görülebilen Kaleye gidildi. Toplu fotoğraf çekiminden sonra kalenin etrafında bulunan eski Türk mahallesinin içinden geçilerek Yunanistan’ın en önemli ibadethanelerinden 1988 yılında UNESCO Dünya Mirasına alınan Aziz Dimitri Kilisesi gezildi. 

Mübadiller Atatürk'ün evinde

Ardından Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün 1881’de doğduğu Selanik'in Aya Dimitriya mahallesinde ve Apostolu Pavlu Caddesi üzerinde 17 numarada bulunan evini ziyaret eden mübadiller, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusunun doğduğu evde büyük bir heyecan yaşarlarken, Atatürk'ün ve annesi Zübeyde Hanım'ın balmumu heykelinin de bulunduğu evde bol bol fotoğraf çektiler.

Evin karşısında bulunan İzmirli bir Türkün işlettiği hediyelik eşya dükkânından günün anısına alışveriş yapıldı, bitişikteki cafede Türk kahvesi içildi.

Kafile ardından Selanik’in sembolü haline gelen Beyaz Kulenin etrafını gezerek toplu fotoğraf çekildi. Kafile Selanik’te konaklayacağı Alexandros Hoteline geçti.

Ladadika’da Yunan Ezgileri

Mübadiller gezinin ilk günü akşamı önceden rezervasyonu yapılan Selanik’in ünlü Tavernalarının bulunduğu Ladadika semtindeki seçkin Tavernası Palatini’de Yunan ezgileriyle gecenin ilerleyen saatlerine kadar unutamayacakları bir gece yaşadılar. Yunan sanatçıların kafile için buzuki eşliğinde Türk şarkılarının Yunanca versiyonlarını seslendirmeleri geceye ayrı bir anlam ve renk kattı.

Ata Toprağı Osmanlı Şehri Yanya (Ioannina)

Ata topraklarına kavuşmanın hüznü, heyecanı ve mutluluğunu yaşayan Lozan Mübadilleri, ikinci günde kahvaltıdan sonra Selanik’ten ayrılarak yeni yapılan otobandan 260 km mesafedeki Yanya’ya şarkılarla, türkülerle giriş yaptı.

Şehrin girişinde derneğinde logosu olan 1901 yılında 2. Abdülhamid döneminde yapılan saat kulesinin önünden geçerken atalarının topraklarına geldiklerini iyice hissettiler. Kafile ilk olarak Yanya Gölünün önünde Aslan Paşa Caminin muhteşem görüntüsünü arkaya alan toplu fotoğraf çekildikten sonra Yanya kalesi içerisinde bulunan şuanda müzeye çevrilen 1608 yılında Rumeli Beylerbeyi Arslan Paşa Tarafından yaptırılan Cami ve külliyesi ziyaret edildikten sonra Rumlar tarafından ikamet olarak kullanılan kale mahallesindeki Türk evleri arasından iç kaleye gidildi.

Burada ilk olarak yine müze olarak kullanılan Yanya’nın fethedildiği 1430 yılında fethin anısına ilk olarak mescit olarak yaptırılan Fetih Cami gezildi.

İç kalede bulunan Yanya Valiliği yapmış Osmanlıya isyan ettiği için başı kesildikten sonra taraftarlarına gövdesi kalenin içine gömülen eşinin de yanında mezarı olan türbesini gördükten sonra yine çok iyi restore edilmiş Türk evlerinin arasından geçerek Yanya Gölünde bulunan Tepedelenli Ali Paşanın ’da müze evinin bulunduğu 15 dakika süren tekne yolculuğundan sonra Al Paşa Adasına gidildi.

Hala yaşamın olduğu adadaki eski Osmanlı evleri ve asırlık çınar ağaçları görülmeye değer. Tepedelenli Ali Paşanın iyi korunmuş müze evi gezildikten sonra adadan 2 gece konaklanacak Yanya Pladion Hotele dönüldü. Gece yemeği için göl kenarındaki Zafir Restauranta Yanya’nın meşhur et yemekleri tadıldı.

Yanya Hakkında Bilgilenelim

Yunanistan'ın batısında yer alan Yanya, tarih ve doğanın iç içe geçtiği güzel kentlerden biri. Yunanca adı Yoannına'yı Hz. Yahya'dan alan kent, m.ö. 6. yy'da kuruldu. Şehir, asırlar boyu Balkanların önemli kalelerinden biri oldu.

1431'de, 2. Murat zamanında Osmanlı yönetimine geçen kent, Balkan savaşlarında Osmanlı'dan ayrıldı. Beş asırlık Osmanlı hâkimiyeti ise kente silinmeyen izler kattı. Osmanlı döneminde Balkanların en önemli merkezlerinden biri olan Yanya, bugün çok sayıda Osmanlı eserine de ev sahipliği yapıyor. Osmanlı'dan miras camiler, medreseler, idari binalar, kentin 500 yıllık Osmanlı geçmişini gözler önüne seriyor. Ali Paşa Camii, Fethiye Camii ve kentin merkezindeki, adını Yanyalı Ali Paşa'nın oğlundan alan Veli Paşa Camii bu eserlerden sadece birkaçı. Osmanlı mimarisinden izler taşıyan evler de kentin tarihine anlam katıyor.

Osmanlı'dan Yanya'ya kalan bir başka önemli miras ise çınar ağaçları. Osmanlı'nın fethettiği kentlere çınar ağacı dikme geleneği Yanya'da da kendini gösteriyor. Kentin meydanlarında, caddelerinde yükselen bu dev çınarlar asırlardır sakinlerine kol kanat geriyor.

Osmanlı döneminde pazarların kurulduğu, girişinde ziyaretçilerden para alınan cadde şimdi lokanta ve kafeteryalara ev sahipliği yapıyor. Ancak dönemin zanaatkârlarının taş duvarlı dükkânları bugün farklı bir şekilde de olsa varlıklarını sürdürüyor. Kentteki zanaatkârların el emeği göz nuru eserleri ise vitrinleri süslüyor. Yanya'nın meşhur gümüş işçiliği vitrinlerdeki, takı ve eşyalarında kendini gösteriyor. Ahşap işçiliğinin en güzel örnekleri arasında ise bastonlar yer alıyor.

Gölün ortasındaki adada bir müze ev

Doğal ve tarihi zenginlikleri ile dikkat çeken Yanya’nın merkezindeki Pamvotida Gölü huzurlu anlar geçirmek isteyenlerin başlıca adreslerinden... Gölün etrafında sıralanan kafetarya, lokanta ve parklar günün her saati ziyaretçilerle doluyor. Balık tutmak ve çocuklarıyla vakit geçirmek isteyen aileler göl kenarında buluşuyor.

Yanya'nın incisi Pamvotida Gölü'nde tekne ile çıkılan yolculuk ise ziyaretçileri alışılmadık güzellikte bir adaya ulaştırıyor. Gölün ortasındaki bu küçük ada Yanyalı Ali Paşa'nın yaşadığı son eve de ev sahipliği yapıyor. Ali Paşa son günlerini buradaki yazlık evinde geçirmiş. Evi 2 euro karşılığında Osmanlı müziği eşliğinde gezebiliyorsunuz. Evin avlusu son derece bakımlı. Avludaki 700 yıllık dev çınar ziyaretçilere Ali Paşa Çınarı olarak tanıtılıyor. Ali Paşa'nın bu evin avlusunda öldürüldüğü söyleniyor.

 Evin iç kısmında ise Ali Paşa'ya ait eşyalar bulunuyor. Ali Paşa'nın özel eşyalarının yanı sıra, günlük ihtiyaçlar için kullanılan bakır ve gümüş ev aletlerinden silahlara kadar dönemin yaşam biçimini anlatan eşyalar da müze de sergileniyor. Silahlara özel bir ilgisi olan Ali Paşa'nın özel gümüş işlemeli tüfeği müzenin en çok ilgi çeken parçası. Ali Paşa'ya hediye edilen 1804 yapımı silah ince el işçiliği ile dikkat çekiyor. O döneme ait el yapımı, gümüş işlemeli silahlar ve kılıçlar, hançerler müzede yan yana yer alıyor. Evin duvarlarını ise Ali Paşa'nın resmedildiği tablolar süslüyor.

İznik'ten ve Kütahya'dan gelen seramik eşyalar da müzenin en çok ilgi çekenleri arasında. Döneme ait kıyafetlerin sergilendiği özel odada zamanın giyiniş tarzı da ortaya koyuluyor. Yanya'nın meşhur gümüş işçiliği ile bezeli kemerler, takılar ve aksesuarlar da göz dolduruyor.

İç kale, devlet idaresinin merkezi oldu

Osmanlı döneminde Müslümanların, Hristiyanların ve Yahudilerin bir arada yaşadığı kent tarihi ve kültürel açıdan da büyük bir zenginliğe sahip. Tarih dolu Yanya'da eski şehri çevreleyen surlar ve kale m.s. 6. yy'da Bizans imparatoru Justinyen tarafından yaptırıldı. Ali Paşa döneminde ise bu surlar içerisinde kalan ve bugün hâlâ Türkçe ismiyle “iç kale” olarak anılan alan devlet idaresinin merkezi oldu. Ali Paşa, Balkanları buradan verdiği talimatlarla yönetti.

İç kalenin girişinde bulunan Osmanlı tuğrası kaleye damgasını vuruyor. Kale kapısının üzerinde bulunan Osmanlıca kitabe ise bugün hâlâ iç kaleye giren ziyaretçileri selamlıyor.

1789'dan sonra inşa edilen Ali Paşa tarafından kullanılan yapı da bugün Ali Paşa'nın sarayı ismi ile anılıyor. Bugün saraydan geriye çok bir şey kalmasa da çok katlı ve odalı olduğu biliniyor. Ali Paşa'nın ölümünden sonra saray 1870'e kadar idari bina olarak kullanıldı.

İç kale, Fethiye Camii gibi tarihi unsurlarıyla da dikkatleri çekiyor. Fethiye Camii, Osmanlı'nın Yanya’da inşa ettiği ilk ibadethane olma özelliğini de taşıyor. İlk kez 1431'da mescit olarak minaresiz inşa edilen mescit, 1795'te Ali Paşa'nın isteği üzerine bugünkü şeklini aldı. 18. yy boyunca ise iç kalenin ibadet merkezi oldu. Pamvotida Gölü'ne tepeden bakan ve eşsiz bir manzaraya sahip olan caminin etrafında ise Osmanlı dönemine tanıklık etmiş dev çınarlar yükseliyor.

Fethiye Camii'nin hemen yanı başında yer alan türbe ise Ali Paşa'ya ait. Başı kesilip İstanbul'da 2. Mahmut’a sunulan Ali Paşa'nın başsız bedeni 1822'de buraya, eşi Emine'nin yanına gömüldü. Türbeyi çevreleyen demir kafes İkinci Dünya Savaşı'nda çıkarılırdıysa da, 1999'da orijinaline sadık kalınarak tekrar yapıldı.

Fethiye Camii’nin hemen yanı başında bir zamanlar silah ve mühimmat deposu olarak kullanılan yapı yer alıyor.

İç kalenin dar, taş sokaklarında bugün birbirinden güzel mimari öğelere sahip evler bulunuyor. Tek katlı veya en fazla iki katlı olan bu yapılar, Osmanlı mimarisinden de izler taşıyor.

Aslan Paşa Camii müzeye çevrilmiş

Bugün Belediye Müzesi olarak kullanılan Aslan Paşa Camii ise Yanya'daki en iyi korunmuş ve en dikkat çekici Osmanlı eserleri arasında yer alıyor. Cami, mimarisi, taş duvarları, Pamvotida Gölünün kıyısındaki konumu ile eşsiz bir güzellik sergiliyor.

Bölgede yaşanan isyanların ardından caminin Aslan Paşa tarafından 1618 yılında inşa ettirilmesi, Osmanlının bölgedeki hâkimiyetini de vurgulama amacını da taşıyordu. Bugün, göle ve şehrin büyük bir kısmına hâkim konumu ile şehrin büyük bir kısmından görülebiliyor bu cami.

Caminin hemen yanı başında büyük bir medrese bulunuyor. Osmanlı döneminde nice âlimler yetiştirmiş olan bu medrese bugün sadece dışarıdan görülebiliyor. Medresenin hemen yanında bir mutfak ve aşevinden geriye kalanlar bulunuyor.

Bugün hâlâ ayakta olan bir başka Osmanlı eseri ise, Aslan Paşa Camii'nin hemen alt kısmında yer alan büyük Osmanlı kütüphanesi. Bugün kapalı olan kütüphane tüm mimari zarafetiyle dikkat çekiyor.

Preveze Hüznün, Gururun Limanı

Pendik Yanyalılar Mübadilleri seyahatlerinin 3.günü kahvaltıdan sonra Yanya’dan tıpkı atalarının büyük göç yollarını takip ederek Yanya’ya yaklaşık 80 km mesafedeki Preveze şehrine vardılar. Atalarının Tuzla’ya binmek üzere geldikleri iskelenin önünde fotoğraf çektirirken hüzünlenirken aynı koyda 1538 yılında kazanılan Preveze Deniz savaşının kahramanı Barbaros’un torunları olmanın gururunu yaşadılar.

Kafiledekiler yoğun duygusal anlar yaşadığı bu hüzünlü buluşmanın ardında turun mübadil rehberi Murat Adalı’nın seyahat boyunca sürpriz rotalarından birisi olan İyon Denizinin ünlü tatil yörelerinden Lefkada Adasına doğru yola çıktılar.

Ana karaya Tünelle Bağlı Ada Lefkada

Lefkada İyon Denizinde feribotla gitmeye ihtiyaç olmayan Yunanlılarında bu nedenle tatillerini geçirmeyi tercih ettikleri doğal plajları ve su sporlarıyla ünlü bizim egedeki tatil yörelerini aratmayan turistik bir ada.

Mübadiller, rehber Murat Adalı önderliğinde Lefkada şehir merkezinde Akdeniz evleriyle çevrelenmiş ana yollarında yürüyüş yaparak meydanda bulunan bir cafede güzel havanında keyfini çıkararak Yunan kahvelerini içtiler nefis Yunan dondurmaları ile serinlediler.

Mübadiller sonrasında Muhteşem Yüzyıl diziyle adı gündeme gelen Osmanlının Kudretli Padişahı Sultan Süleyman’ın Veziriazamı balıkçı Manolisin oğlu Pargalı Damat İbrahim Paşanın doğduğu 112 km mesafedeki Parga’ya doğru yola çıktılar.

Makbul, Maktul Damat İbrahim Paşa’nın Memleketi PARGA

Yanya’lı Mübadiller harika manzara eşliğinde keyifli bir yolculuğun sonucunda yine sürpriz bir geziye sonradan ilave edilen göz kamaştırıcı manzaraya sahip deniz sahil kasabası Parga’ya vardılar.

Denizi o kadar berraktı ki adeta insanı içine davet ediyordu. Bu daveti cevapsız bırakmayan mübadillerden Penfolk Başkanı Mehmet Tuksal deniz sezonun ilk açılışını Parga’da yaptı. Denizin ve kumsalın keyfini çıkardı. Tuksal bu cesaretinden dolayı Yanyalı Mübadillerden alkış aldı.

Parga sahilinde ve çarşısında gezindikten sonra Parga’nın ünlü restaurantı Zorba’da nefis Yunan deniz ürünlerini tattılar.

Yanya’da Son Gece

Yemeğin ardından kafile son gecelerini geçirecekleri ata yurdu Yanya’ya bu sefer otoyolunun kullanarak akşam üzeri vararak istirahatte çekildi.

Mübadiller Yanya’daki son gecelerini kalenin hemen dışında bulunan hediyelik eşya dükkânlarını ve göl kenarını gezerek geçirdi. Ata topraklarının havasını olabildiğince soluyarak hasret giderdi.

Asım Renda, Enver Tuksal, Mükremin Özkaya

Serez ve Drama

Kafile gezinin 4. Gününde kahvaltıdan sonra otelden ayrılarak şehir merkezini terk etmeden Yanya’nın ve derneğin sembolü olan 118 Yaşındaki Yanya Saat Kulesinin önünde hatıra fotoğrafı çektirerek 402 km mesafedeki Drama ’ya hareket ettiler.

Kafile muhteşem manzara eşliğinde süren keyifli bir otobüs yolculuğundan sonra 1383 yılında Osmanlı hâkimiyetine giren Lozan Mübadelesinde birçok soydaşımızın zorunlu göç verdiği Serez il merkezinde otobüsle şehir turu attı.

Yoluna devam eden kafile Serez’den 71 km mesafede olan1371 yılında Osmanlı hâkimiyetine giren bir çok mübadilin memleketi olan Drama ‘ya vardı.

Drama şehir merkezinde bulunan adeta cennet bahçesini andıran güzelliğiyle Azize Barbara parkında gezip parkın içinde bulunan asırlık ağaçlar, billur sulu çayın ve bitki örtüsünün verdiği huzurla kahvelerini yudumlarken atalarının geçmişte yaşadıkları bu güzelim toprakları bırakıp gitmek zorunda kalmalarının hüznünü tekrar tekrar yaşadılar.

Drama ’da doğayla iç içe geçen birkaç saat sonrasında kafile başkanı Enver Tuksalın söylediği "kalkın gidelim haydi gidelim" şarkısıyla tekrar mübadil atalarının geçtiği yollardan diğer bir mübadil göç limanı olan yaklaşık 40 km mesafedeki Kavala’ya hareket edildi.

Egenin İncisi Kavala 

Kavala şehir merkezini kuş bakışı gören seyir terasında fotoğraf çekiminin ardından kafile otobüsten sahilde iniş yaptı.

Tur rehberi Murat Adalı’nın rehberliğinde yürüyerek eski şehir merkezi Panagia dedikleri içinde Türk mahallesinin de bulunduğu sokaklardan geçerek Kavala kalesine doğru yürüyüş gerçekleştirdiler.

Yolun solunda Pargalı Damat İbrahim Paşanın yaptırdığı şimdilerde Aziz Paul Kilisesi olan camiyi, yine Pargalı İbrahim paşanın vasıtasıyla Kanuni Sultan Süleyman’ın yaptırdığı su kemerleri gördükten sonra ünlü Mısır Hıdivi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın yaptırdığı İmaret şimdilerde mülkiyeti Mısıra ait olan 5 yıldızlı otelin görkemli kapılarını incelemenin ardından son hedef olan Kavalalı Mehmet Ali Paşanın müze evinin ve Yunan hükümeti tarafından yaptırılan at üstündeki heybetli heykelini görüp kaleden Kavala şehir merkezini seyrettikten sonra son gecelerini konaklayacakları Esperia Otele gittiler.

Yunanistan’daki son gecelerini iyi değerlendiren mübadiller Kavala’nın ünlü deniz ürünlerini tatmaktan geri kalmayarak kavala’nın harika sahilinde gönüllerince vakit geçirdiler.

Batı Trakyalı Soydaşlarımızın Şehirleri Gümülcine ve Dedeağaç

Seyahatin 5. günü kahvaltıdan sonra kafile Kavala İskeçe yolu üzerinde 1924 yılında Aksaray ilinin Güzelyurt ilçesine bağlı Gelveri kasabasından mübadil olarak gelen Rumların kurduğu bir köy olan Nea Kalvari’de bulunan Rum mübadil Anastasia’nın işlettiği tesislerden bol bol nefis Kavala kurabiyelerini hediye olarak aldılar.

Yunanistan’da nadir demleme çay içebileceğiniz mekânlardan biri olan Anastasia’nın tesisinde özlenen demleme Türk çayının keyfini çıkaran kafile buradan 95 km mesafedeki Gümülcine’ye hareket etti.

Kafile Rehberi Murat Adalı Mübadilleri İskeçe yolu üzerinde bulunan Kostas Restauranta mola verdirerek burayı aile işletmesi olarak işleten Yunan Kristos ve eşi Sopiyanu ile tanıştırdı.

Doğal yöntemlerle ürettikleri koyun yoğurdu, sütlacı, peynirli talaş böreği ve çikolata kaplı tatlıları çok beğenen kafile Türk kültüründe bulunan erişte, yufka gibi birçok ürünü görünce Yunanlılarla yüzyıllardır bir arada yaşamanın yansımalarını görmüş oldular.

Kafile Başkanı Enver Tuksal ve rehberi Murat Adalı gezi boyunca birçok sürpriz gezilecek yerlere ilave yaparak bu sefere Yunanlılar için oldukça dini bir mekân olana İskeçe sınırları içinde bulunan Porto Logos’taki kutsal Aya Nikola ve Bakire Meryem Ada kiliselerini gezmek için mola verdi.

Gölün ortasında bulunan küçük adacıklara kurulan bu kiliselerin bulunduğu alan görülmeye değer. Kafile harika bir manzarası olan bölgede bol bol fotoğraf çektirdi.

Her Haliyle Türk Şehri Gümülcine

Kafile 1361 yılında akıncı beyi Gazi Evronos Bey tarafından feth edilen Gümülcine’ye girerken soydaşlarımızla bir araya gelmenin heyecanını yaşadı. 

Tarihi Türk çarşısında bulunan ünlü Gümülcine kahvecilerinin mis kokuları arasından geçip Türk Kahvecisi Hüseyin’den Gümülcine kahvesinin nasıl pişirildiğini dinlediler. 1928 yılında kurulan Türk Gençler Birliğinin bahçesinde soydaşlarımızla sohbet ettiler, 100 yıllık tarihi Çukur Kahvede nefis Türk Kahvesini yudumladılar.

Kafile Gümülcine’nin meydanında bulunan 15 metre yüksekliğindeki kahramanlar anıtında kendilerini bekleyen otobüsüne binerek hoş anılarla yaklaşık 60 km mesafedeki Dedeağaç şehrine doğru hareket etti.

Türkiye Öncesi Son Durak Dedeağaç

İpsala sınır kapısına sadece 40 km mesafede olan Batı Trakya’nın son şehri Dedeağaç 25 km yi bulan uzun sahil şeridiyle ve 1880 yılında yapılan deniz feneriyle ünlü.

Kafile Dedeağaç’ın en aktif caddesi Demokrasi caddesini,  Patnos Rumları katliamı anısına yapılan laz kıyafetli heykeli ve deniz fenerini gördükten sonra Dedeağaç Tren İstasyonunun yanından geçerek İpsala Sınır kapısına doğru yola koyuldu.

Kafile Yunan gümrüğündeki kontrollerden sonra Yunan tarafındaki free shopta alışveriş yapıp sınıra doğru yola çıktı.

Yunan- Türk sınırını teşkil eden Meriç Nehri üzerindeki sınır noktasını hep bir ağızdan "Bir başkadır benim memleketim" şarkısını söyleyerek alkışlar içeresinde ebedi yurdumuza ayak bastılar.

Yanyalı mübadiller sınırdan geçerken kendilerine el sallayan Yunan ve Türk Askerlerine gözyaşları arasında karşılık verdiler.

Pendik Yanyalılar Kültür ve Yardımlaşma Derneğinin Ata topraklarına düzenlediği Pendik sahilinden  başladığı 5 günlük Kuzey Yunanistan seyahati 2000 km sonra tekrar başladığı Pendik sahil noktasında 2 Mayıs saat 21.30’da son buldu.

Otobüsten eşyalarını teslim alan Yanyalı mübadiller Dünya gözüyle gördükleri atalarının topraklarında yaşadıklarını: sevdiklerine, torunlarına anlatacakları güzel anılarla dönmenin rahatlığıyla yeni bir seyahatte buluşmak üzere  vedalaştılar.

Teşekkür

Seyahat boyunca bizlerden ilgisini eksik etmeyen başta Kafile Başkanı ve

Pendik Yanyalılar Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkan Yardımcısı duayen gazeteci büyüğümüz Enver Tuksal’a,

Pendik Yanyalılar Kültür ve Yardımlaşma Dernek Başkanı Asım Renda’ya,

Pendik Yanyalılar Kültür ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Üyelerine,

Geziye katılan tüm dostlarımıza,

Gezinin organizasyonunu başarıyla yapan Penfolk Başkanı ve Son dakika Gazetesi                                    İmtiyaz Sahibi Mehmet Tuksal’a,

Gezi rehberi Balkan ülkeleri Uzman Rehberi Murat Adalı’ ya,  

Uzun yorucu yolculuğumuzda bizlere konforlu ve güvenli yolculuk yaşatan kaptan şoförlerimiz   Sabahattin Atlı ve Emin Aydın’a sonsuz teşekkürlerimi sunarım.

HERAN HABER Adına

Mükremin Özkaya

 

 

 

 

 


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Heran Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Heran Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



İstanbul Markaları

Heran Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (216) 392 45 85
Reklam bilgi